Arash Şarkı Sözleri
Nisan 6th, 2011
admin Athena Şarkı Sözleri
Nisan 6th, 2011
admin Asena Şarkı Sözleri
Nisan 6th, 2011
admin Alişan Şarkı Sözleri
Nisan 6th, 2011
admin Ahmet Şafak Şarkı Sözleri
Nisan 6th, 2011
admin Aşık Veysel Şarkı Sözleri
Nisan 6th, 2011
admin Azer Bülbül Şarkı Sözleri
Nisan 6th, 2011
admin Ayna Şarkı Sözleri
Nisan 6th, 2011
admin Ahmet Kaya Şarkı Sözleri
Nisan 6th, 2011
admin
Sezen Aksu Sözleri
Nisan 5th, 2011
admin İnsan karar verince öldürmeye birini, gerekçe bulur önce ikna eder kendini.
Soğuk yenir kin, ihanet intikamsız kalmaz.
Ağlama anne benim için. Ben de herkes kadar aldım acılardan.
Sıradan izler bırakır en tutkulu aşklar.
Sofrandaki kırıntılar kadar bile mi olamadım?
Dil söylemez yüreğin harbini.
Aşk koruyabilir bir tek, kaldıysa eğer hâlâ masumiyetimizi.
Dalda muhabbette kumrular, bana ayrılığı sordular. Dedim afet, yangın, dedim kar. Dedim adet aşkı vururlar.
Sevmenin de sevilmenin de bir bedeli var, aşar tenimizi.
Korktuk evet cezalanmaktan ki vazgeçtik sevdalanmaktan.
Kurallara kurban ettik tüm aşkları.
Unutulmuyor deme sakın, unutanlar var.
Gönlüme gül verme sakın, koparanlar var.
Bizim zamanımızda her şey şahaneydi.
Akıp gider zaman, sana aldırmadan.
Bazı şeyler var ki söylenmiyor, biz seninle sözleri susarak aştık.
Düşlerle gerçekler ayrı ayrı yaşar.
Düşündüm ki dünyaya gelirken de tektim.
Kalbini bozmayan, bozar aklını.
Hem kel, hem fodul takımını hart diye yiyesim var.
İlk kim bozdu sonsuz uyumu?
Dikensiz bir hayat olmaz ki.
İyi ki aşk var dünyada.
Yaşamak dediğin oğlum, zor sanat.
Ben senin gözlerinin yalan dolan bakışlarını bile sevdim.
Bir yorgan misali örtündüm yalnızlığı, bu yıl da aşk buraya hiç uğramadı.
Ağlamak, öfke, delice nefret, doruklarda aşk, doyumsuz sevinç, kahreden keder, kısaca hayat ve nefesindir.
Ağlamak, şu gelip geçici dünyada herşeye rağmen varolmak demek.
Ağlamak güzeldir.
Kimseyi aldatma, ihanet onarılmaz.
Her gün bir şey daha biter, giderek acı vermez biten şeyler.
Üzgünüm, koruyamadık aşkın ahengini.
Horlama eziğiz doğuştan. Sende erkeklik sır, bende kadınlık muamma.
Aslolan aşktır.
Aşka yalan dedirtmem.
Aşkları da vururlar, şarkıya şiir olur. Adanır anısına kanayan sevdanın.
Savaşlardan daha güçlüdür aşk.
Yıllar birer birer eskiyerek değiştiler. Oysa bir zamanlar çocuk gibi mahsun ve gençtiler.
Her insan biraz romandır, kahramandır, biraz yalandır.
Bu bir gün hallolursa çok sevineceğim. Herkes bir iş yapıyor bu da bizim işimiz.
Kimse kimseden üstün değil.
Bugüne kadar Best Of albümü çıkarmadım. Nasıl çıkarayım hergün yeni bir beste yapıyorum. Üzülüyorum yapıyorum, seviniyorum yapıyorum. Yalçın Küçük haklı ben beste ishaliyim.
Anne beni çok yanlış anladılar.
Güz ayrılık taşır.
Aşk sinsidir, usulca yaklaşır.
Unutur mu kalp aslını, azınlığını aşkın?
Sen aklı, ben ise aşkı seçtim.
Tesellisi çok zor sözün.
Kendini seçemiyorsun, bırakıp kaçamıyorsun. Yazmadığın bir hikayede, uzun ya da kısa vadede az biraz keşfediyorsun.
Aşka vurgunum ben.
Bıraksam her şeyi dönsem bir türlü, vazgeçsem hayattan ölsem bir türlü.
bir selam lütfet, bu ne çok hasret? Gel barışalım artık.
Yedi kat eller yakınım oldu. Gel kavuşalım artık.
Onların kendi hikayeleri yok, onlar sadece seyirci dünyada. Aşksız, yaşsız, hasarsız bir diyarda.
Yaşam kimine daha çok şans tanır ve eşitlik bozulur. Yaşamın herkes için eşitlenmesi, insanın en kutsal amacıdır.
Kimse kendini seçerek dünyaya gelemediğine göre, insanı insandan üstün tutmamızı gerektiren hiçbir veri yoktur.
Bazen kendimizi çok gelişmiş bir bilgisayar, vicdanı da Allah’ın çipi olarak düşünürüm ben.
Önce insani sonra toplumsal sorumluluklarla elini taşın altına koyanların,koymaya hazır olanların en değerli mücadelesi eşitliktir.
Bütün büyük dönüşümler,hayata vicdan gözüyle bakan vicdanlı insanları gücüyle gerçekleşir.
Neyi ne zaman öğreneceğimizi,ne zaman içselleştirebileceğimizi kestirmek mümkün değil.Bu yüzden bende herkesin son ana kadar kredisi vardır.
Bir hayat yetmez büyümeye.
Yakala saçından tut hayatı, çevir yüzüne, öp, öp.
Kadın, çocuk, hayvan, engelli ve çevre hakları. Bunlar laf ebeliğiyle, şişinmelerle, göz boyamacı kafa tutmalarla insanlık vicdanında giderek azalan notlarımızı yükseltebilir mi? Aynı dersten, yüz yıl çakmak sadece ayıp değil, ahmaklık da değil mi?
Güçlü olanın güçsüzü maddi manevi tanklarla, tüfeklerle acımasızca ezip geçtiği, hukukun -ama sana, bana amcamın kızı Süheyla’ya göre değil, evrensel kriterlere göre hukukun- üstünlüğü olmadığından gücünü, dolayısı ile mezalimini, Allah yarattı demeden artırdığı bir düzenden söz ediyoruz.
Önder Sav Sözleri
Nisan 4th, 2011
admin Laiklik o kadar karmaşık bir kavram ki ne ben tam olarak algılayabilirim ne de sayın başkanım Deniz Baykal. (Telefonunu açık unuttuğu sırada dinlenen ifadelerden.)
Paranı Araplara kaptırma. Bakarsın orda Muhammed bırakmaz seni,,Sen o yüzden şey yapma. (Hacca gitmek isteyen bir vatandaşla konuşurken)
Laiklik Başbakan Erdoğan’ın küçücük beynine sığmayacak kadar geniş bir kavramdır.
Dindar bir ülke gelişemez, geriler. Kişi dindar olur, devlet değil.
Türk halkı Sigmund Freud, Albert Einstein, John Nash gibi adamlar yetiştiremediği için hala camiiye gidiyor.
AKP önce yönetmeyi öğrensin sonra hesap sorsun.
Bizim çarşaf giymek için can atan 7.yüzyılda kalmış insanlara değil, çağdaş ve kültürlü insanlara ihtiyacımız var.
Ananı da al git Tayyip Efendi.
Namazını kıl ama asla devletten laikliği kaldırmasını bekleme.
Ramazanda bütün restorantların kapalı olması Türkiye’de ki çoğu işletmecilerin ne kadar aptal olduğunu gösteriyor.
Allah’ın verdiği canı Allah alır. Bu kadar kesmeyin şu hayvanları. (Kurban bayramında halka seslenişinde.)
İktidar olmamız için ‘Beni Allah gönderdi’ mi dememiz gerekiyor? Eğer öyleyse benim adım Hz. Önder.
Hala beni asmayıp trafik kazasında öldü demediklerinden dolayı mutluyum.
Ülkücülükmüş, kafayı yemiş bu adamlar. Kafalarında dolaşan küçücük bilgilerle ülkenin işlerine burunlarını sokuyorlar. Sizi başa getirsek ülke batar be. Gidin kurtların yanına siz. Yesin kurtlar. Yoksa ben yiyeceğim bizzat sizi. (MHP’ye gönderme yaparken.)
Faşist sefil. Dindarlık ve yalandan bir milliyetçilikle Türkiye’yi onarabileceğini sanıyor. Daima üçüncü sırada kalacaksın Bahçeli. Sen ve mafya üyesi partililerin bu ülkeden gitse ne rahatlıyacağız. Gidin Türkmenistan’a Türkmen milliyetçiliği yapın. (Devlet Bahçeli’nin halka konuşmasından sonraki yorumu.)
Liberalizm ayağına işgal ediliyoruz kimsenin haberi yok.
Oy için kömür dağıtıyorlar. Allah onları kahretsin. Belasını bulsunlar. Canları cehenneme.
Kemal Kılıçdaroğlu’yla Türkiye’yi daha iyi yerlere getirmeye çabalayacağım.
Türkiye’nin dini yok. Türklerin var.
Ben azmış olsam eve gider seks yaparım Sayın Başbakan.(Tayyip Erdoğan’ın kendisine azmış demesi üzerine.)
Terör örgütünün lideri Öcalan’dan daha beteri var. Önce onu asalım sonra Öcalan’a bakarız.
Sayın Başbakan demeyin artık şuna, Kılıçdaroğlu’nu duydunuz. Recep Bey onun adı.
Tahir Musa Ceylan Sözleri
Nisan 3rd, 2011
admin Aşk, kendi ölümünün lezzetidir.
Utançtan kaçmak için en sık başvurulan yol mükemmeliyetçiliktir.
Aklın üstüne yük gelirse beden düşünmeye başlar.
Evlilikte eşlerden biri iyi olursa öteki olduğundan kötü olur.
Sabahlarla akşamlar ezanlarda bile farklıdır.
Bedenin sınırları arzunun sınırlarından daha dardır.
Ego gücü = iştah + doymayı erteleme gücü.
İnsan vücudu bir kere yenilen tek ordudur.
Sevmenin öncesi acımaktır.
Yaşamda en yüksek bedel, sevginin korunması için ödenir.
Kendini keşfettirmek için bile kimi zaman kendi kıymetini düşürmen gerekir!
Her bulduğun pullukta sorunu ya da umudu toprakta arama.
Kadın dilin de öncesini bilir, o yüzden dile erkek kadar ihtiyacı yoktur onun.
İnsandan, daha yüksek bir canlı doğacaksa birgün, kalbinde beş göz olacaktır, bunca kirlenen kan yüksek bir şey yaratamaz çünkü!
Düşünceler üretiriz ve ürettiğimiz düşüncelerin altında eziliriz.
En sağlamı ödülü kendinden almak, başkasına vermek.
Optimum sayıda kötü gereklidir.
Yapamayan açıklar, çoğu teorisyenler, kötü pratik sahibidirler.
Kendime acımaya yetecek bir olgunluğa ulaşınca insanlarla barıştım.
Beyninin yapısını düşününce, insanın yeryüzünde yaptıkları çok az gelir.
Ten temasından hoşlanmayan kişi insan sevemez.
İnsan ölüsünün peşine düşer, o olmazsa benlik eksik kalır çünkü.
Öğrenirken yüzünde sıkıntı yoksa zekidir.
Binlerce ekmeği olan bazıları hayatını, bir fazla ekmeğe harcamıştır.
Artık kendimi savunacak yaşları geçtim, tehlikeye girmeyecek yaşlara geldim.
Bilim çok az saf olup hemen tamamıyla karmaşıktır, bilimadamıysa çok çok az saftır, ama tutarlı biçimde yanlıştır.
Amacım, azalmama alıştıra alıştıra insanları bir gün tamamen sessizliktir.
Bir zihni korumak için beyni ne kadar harcayabiliriz?
Annesi terzi, babası berber olanları severim, insanı bir şey yaparak keserler çünkü.
Büyük işler yapmaya koyulduğunda etrafında bir uçurum varmış gibi yalnız kalırsın.
Benim için bilgi değil inanç önemlidir, çünkü bilgi de faydacılık, inançta fedakarlık vardır.
Düş kırıklıklarına direndiğimizi gözlemek kendimizi sevmemize neden olur.
Bütünlüğü sağlayan bilgeliktir.
Uygarlık dürtüselliği engelleyerek insanı bozar.
Güçlüler kendini tahrip etmeden, zayıflarsa tahrip ederek güç kullanır.
Zeki bir insan zekasını açık ettiğinde avantajını kaybeder.
Olan ve olması gereken arasındaki mesafe ve zamanı kapatma işlemine çaba denir.
Korkunun olmadığı yerde cesaret olmaz.
Kuvvetliler tehlike olduğunda, zayıflarsa olacak diye algılar.
Akıllılar bir gün, deliler bir asır sonra haklı çıkar.
Acıya dayanma gücü yetinmenin büyüklüğüyle paralel gider, yetinme de bir acıdır çünkü.
Başarılı adamlar, yaşamlarını bütünüyle kontrol etme hayal ve gücüne sahiptirler.
Üstün yaratıcılar, alt basamakları tek hamlede atlayarak doğrudan kendini gerçekleştirmeye yönelir.
Dünyanın aşırı farkında olmak insanı bilim adamı, kendinin aşırı farkında olmaksa hasta yapar.
Psikoterapi insanın, kişilik değiştirmeden kendi doğasına uyum göstermesini sağlar.
Hastalıkları iyileştirmeye çabalamayın, denetim altında tutmaya çalışın.
Aşırı doyum kendini engellemektir.
Kimlik kazanmak, değişimin göbeğinde değişmeden kalma becerisi edinmektir.
Allah her insana sabah uyanmak için bir neden vermiştir.
Bir yapı bencilleştikçe, bir kademe daha üstte bir organizasyon kurar.
Açlık arayış, doygunluk durgunluk, durgunluk isteksizlik yaratır.
Uyanıklık kendini harcamak, uyku kendini onarmak içindir.
Arzuların engellenmesi düşünceyi doğururken, doyurulması yok eder.
En köklü mutluluğu üzüntü duyabilme gücü olanlar yaşar.
Zihin önce anneyle, sonra toplumla rezonansa geldikçe kurulur.
Mukavim bir mutluluk kendine doğru söylemekle kurulur.
İnsanlar, ona tavır almaya hazır olmadan tehdidi algılamaz.
Büyüme, nesnelerle ilgili bilgi kırıntılarından dünyalar kuran logaritmik bir öğrenmedir.
İlk sevinci, gerilimlerin yerine eylemleri geçirdiğimiz gün yaşarız.
İnsan tam olarak kendine güvendiğinde sıkıntı yok olduğu kadar zevk de yok olur.
nsan olmak en zorudur.
Kötü insandan kurtulmak mümkün değildir, önemli olan kötü insanı iyi şeyler yapmak zorunda bırakmaktır.
Gözleyebilirse eğer, insan gözlerini gökyüzünden bile büyük yapar.
Hiç taktir almamak kişiyi ya çok saldırgan ya çok inat yapar.
Açıklamak, matematikleştirmektir.
Embriyolojik dönem filogenetik evrimin, bebeklikle çocukluk dönemi türün kültürel evriminin hızlandırılmış tekrarıdır.
Sinüs düğümü aydınlardır, sürekli uyarırlar, ventrikül kasları işçilerdir çalışırlar, kapaklar bürokratlardır vergi toplamadıkça geçişe izin vermezler, damarlarsa kadınlardır kesintisiz beslerler, her ülke, vakti geldiğinde ölmeyi bilen bir kalptir.
Talebeydim ve silgim bir parça araba lastiğiydi, defterleri yırtar kendi eksilmezdi; oradan bilirim, her sözü lastikli adamlar kaybetmeye dayanamayanlardır, içlerinde ruhunuzun yırtılmasını göze alamıyorsanız, dışlarına yaklaşmayın.
En kolay mutluluk, insanlar için çalıştığı itiraf edilmiş insanların mutluluğuysa, hissedilmesi en zor mutluluk da insanlar için çalıştığı gizli kalmış insanların mutluluğudur.
Mutluyken içi ezilen insanlar vardır, onlar babalarının her takdirinden sonra annelerinin ekşi yüzüyle ya da tam tersi annelerinin takdirinden sonra babalarının gizli tehdidiyle karşılanmışlardır, birbirine zıt şeyleri atmadan içinde tutmak zorunda olanlar bu yüzden, tek duyguyla coşamazlar.
Kader bazen senin kaderini iyileştirmek ister ve yine bazen, iyileştirme yapmakta olan kaderden habersiz biçimde, sen kaderini eline almaya çalışarak, kaderini değiştirmek isteyen kaderine engel olursun.
Dürtüsel insanlar dürtülerini kontrol etmek peşinde algılamalarını derinleştirir, hesaplamalarını detaylandırır, kişiliklerini geliştirirler, dürtüsel olmayanlar ise tekdüze yapı ve dar bir kişilikte kalırlar.
Eğer bir evde uzun etek, iki sene sonra kısa etek, dört sene sonra bluz, altı sene sonra şilte, sekiz sene sonra yorgan yüzü olmamışsa, o evin çocuklarında hayata karşı güçlü bir tutumluluk, doğaya ve insana karşı derin bir sorumluluk gelişmesi zordur.
Hezeyan, kaygan ve belirsiz dünyada, buna dayanamayan birinin yaptığı sabitleme işlemidir.
İnsan olmanın sahip olduğu sadelik, adalet, itidal, sadakat, basiret, merhamet, bağışlama, alçakgönüllülük, hoşgörü, cesaret, saflık ve aşkla pozitif bir sonsuza doğru gideceği yolun bitmeyeceğini varsayarsak; insanlıktan çıkmanın da o nedenle, gösteriş, adaletsizlik, sadakatsizlik, gönlübüyüklük, korkaklık, nefret ve sevgisizlikle negatif sonsuza doğru bitirebileceği bir yol olmaması gerekir; itiraf etmeliyiz ki, gözümüzün önünde defalarca tekrarlamış gerçekler de aynen böyle işlemektedir.
Arkadaşlığın, dostluğun köklerinde hiç ummayacağımız kadar basit etmenler rol almış olabilir, soğuk mağaralarda her ısı artışını adeta koklayan derimizdeki sıcaklık reseptörleri gibi mesela.
Kim yumurtasına sahip çıkarsa o en gelişmiş olandır, balıklar suda, sürüngenler kumda, timsahlar ağzında, kuşlar yuvada, insanlar karnında saklar onu.
Kişisel özgürlükler, karşıt doğal zorunluluklara yol açar, volonterizmle ilerledikçe deterministik bir sonuçla karşılaşırız, bütün insanların sınırsız bir özgürlüğe sahip olmasından korkmamamın nedeni budur.
Hayat bir görevi yerine getirme durumudur, durdurulmadığı sürece, aynen embriyo gibi kendiliğinden oluşur. Yemek yeme, sevişme, merak etme, öğrenme, yerine getirme istediğimiz şeyler değildir, içimize doğmuş görevlerdir.
Yeryüzünde insan birlikleri vardır, sorumlu insanlar birliği, saldırgan insanlar birliği, atik insanlar birliği, tembel insanlar birliği gibi; aile, takım, parti, cemaat gibi insan meclisleri ise farklı birliklerden üyeler bir araya geldiğinde ancak kurulur.
Yüzer gezer konuşmalar yapamam, çünkü onlardan neyin katılaşacağını bilemem.
Ruhu, kapasitesiz bedenini yoracak biçimde nesneye hakimiyet arzusu gösteren, kendini nesneden yana korkutarak durdurmak zorunda kalır.
Dil, manik iki hastanın kuşlar gibi karşılıklı cıvıldaşırken oynadıkları bir oyun ve sonunda tutturdukları kurgu temelinde yükselmiş bir yapıdır.
Ölüm parasını başkasının ödediği sonsuz bir tatil gibi…
Kötü şey kendine iyi bakar.
Bütün güzel şeyler ödünçtür, beş ölü doğumun üzerine Tanrı’nın verdiği ve iki üç on yıl sonra geri aldığı Mozart ya da onun konserlerinde saraydan iki üç saatliğine alarak giydiği üzerine bol gelen parlak giysiseler gibi.
Beni en çok korkutan şey insan öldüren insanların, ben insana hemen hemen sağlıklı insanlar olarak görünmesi olmuştur.
Hiç bir tek başına erkek bir kadınla başa çıkamaz, iki adam mutlaka gerekir, ideali koca sevgili ya da baba oğuldur.
Yazmak paranoyayı geride bırakmaktır, yazılanlar paranoyayı uygular çünkü.
Paranoya çemberini geceler tamamlar sabahlar kırar, gecenin tamamladığı çemberi kıramayan bir sabah olursa, o gün paranoid paranoyasını uygular.
Yaşam, üç beş parça şeyin durmadan yer değiştirerek ürettiği sonsuz sayıda aslı olmayan görüntüdür. İki hidrojenden bir helyum, üç helyumdan bir karbon, trilyonlarca karbondan insan, milyonlarca trilyon karbondan dünya… Bu kadar ve başka bir şey yok.
İnsanlar doğduklarında ve öldüklerinde benzeyebilirler ama güldüklerinde ve yürüdüklerinde çok ayrılırlar.
Acı çok dağılmış insanın kendini toplama aracıdır, matkap gibi kullanıp onu psikolojik kaya katmanına ulaşır ve o temel üzerinde kendini yeniden kurar.
Bazılarının suç uydurma suçu vardır, bir suç denizinde böylece suçluluklarını görmezden gelebilirler.
Her duygunun kendi düşüncesi vardır, buradan her düşüncenin de bir duygusu olacağı fikrini çıkarmayın ama, duygusuz çok düşünce vardır dünyada!
Dövme, sığırlardan sonra denizcilere yaptırılmıştır, boğulanlar ve vurulanlar tanınsın diye.
Konuşma ancak bazı zamanlar için bir iletişim şeklidir, daha çok bir savunma şeklidir o.
Gece içimde hiçbir şey kalmadığı için sabah ölecek gibi kalkarım.
Daima başkalarını yücelterek kendimi gizlerim.
Hayallerimiz, toplumun bizden beklediklerinden ötedeyse utancımız fazladır.
Travma geçirmiş beden benliğe yabancı gelir.
En zehirli mahçupluklar sarılarak yok olurlar.
Öğretmen dilsizse çocuklar cezalandırılma korkusu, öğretmen konuşkansa öğrenciler utanma duygusu yaşar.
Ben sesleri yazabilirim, konuşamam
Başkalarına yardım et düzelirsin.
Yaratıcı olmak için kuşatılmamışlık duygusuna sahip olmak gerekir.
Yeryüzünde söylenmiş her söz doğrudur.
İnsanı diğer canlılardan ayıran özellik kendini durdurmasıdır.
Ancak en az ve en fazla bir kere ihanet eden sadakatin daimi sahibidir.
Bizi yetersizliklerimiz barıştırır.
Her şey aynı şekilde örgütlenir, arılar ve köylüler dahil.
İnsanın yaptığı ilk plan, işemesini tutmaktır.
Aşk benim ödipalim değildir yalnızca, aksine geçmiş bütün ödipallerin toplamıdır.
Eğer ergenlikteki beceriksizlik toplumca tescil edilirse, kişide yaşam boyu bir çalışma felci gelişir.
Kadınlar ilk doğumda tecrübe ettikleri halde, acı içinde kalma pahasına neden sonraki çocuklarını doğurur? Çünkü annelik hormonu oksitosin, ilk doğum sırasında beynin kayıt yapmasını engeller.
Her türün üyeleri aynı canlının uzuvları gibi hareket ediyorsa eğer, tek tek her canlı için en önemli beceri diğer üyelerle eşgüdüm sağlamak olmalıdır.
Başarılı her insan, en azından kendi programını yapmaya yetecek kadar dışarıya kapalı olmak zorundadır.
Psikanaliz sırasında, analizana analist düşüncelerini, kendine yapay bir hayat kurması için ödünç verir, sonra da hiçbir zaman onları geri almaz; düşüncelerin geri verilememesi feci bir şeydir.
Dikkatte eksiklik kişiyi, en yakınına muhtaç eder, çünkü bu durumda ancak en yakındaki dikkatten kaçmaz.
Uygarlık saldırganlığın dolambaçlı yollardan ifadesidir, ifadede yol ne kadar dolanırsa, yaratıcılık o kadar fazla, yaratılan eser o kadar büyük olur.
İnsan ilk ava çıktıktan sonra sınır çizmeye başlamıştır, çünkü sadece avcı canlılar egemenlik alanı belirler.
Birincil narsizm hayvana, ikincil olansa insana bağlıdır, o yüzden ilki haklı, sonraki hastalıklıdır.
Çalmanın depresyonu sağaltıcı bir etkisi vardır.
Kimliğimiz, kendimizi algılama ile toplumun algılaması arasındaki uzlaşma çabalarının tümüdür.
Kültür kadınlara toplum karşıtlığını(psikopatlığı) yasaklandığından bu yana, kadınlar arasında hastalık hastalığı yaygınlaşmıştır.
Bir milli park yaratırken önce otobur temelini kurar, sonra üstlerine onlarla beslenecek yırtıcıları salarsın; bir ekonomi yaratırken de temele çalışanları yerleştirir, sonra üstlerinde kapitalistleri palazlandırırsın.
Kuran’ı biz dağlara göklere verdik, ancak onlar almadılar, onun için insana verdik” Mutlak sadakati çünkü yine de ancak insan gösterebilir.
Bileşmenin, birleşmenin olduğu her yerde organizatöre ihtiyaç vardır; insan da bir bileşimse eğer kendini idare edecek bir benliğe ihtiyacı olacaktır.
Kendisini çok sevenin nesnelere sevgisi azdır, nesneleri çok sevenin de kendine ilgisi azdır.
AIDS ve vebadan koruyan aynı gendir, veba Avrupa’da heladan, AIDS Afrika’da maymundan gelmişken, bedenin kendine verdiği görevi dün yaptığından farklı olarak bugün beyin zihne vermiyor ki Avrupa yaşıyor, Afrika ölüyor.
Bebeklikte zevk algılayan reseptörler iyi gelişmemiştir, o yüzden bebekler zevki bir erime duygusu olarak algılar; erişkin rüyalarında da cinsel doyum erime tonunda yaşanır. Bebekliğimiz o yüzden, hiç dökemediğimiz üstümüzdeki sıvadır… Sıvayı, yalnızca çaresiz bir hastalıkla, karşılıksız bir aşk kazır.
İnsanda mahrem alan 0,5 metre, kişisel 1,2, sosyal alan da 3 metredir. Şiddet suçu işleyenlerde kişisel olan dört kat daha geniştir, o yüzden onlara beş metreden fazla yaklaşmamalı, yoksa tecavüze uğramış hissederler kendilerini.
Göz göze temas uzadıkça algısızlık oluşur, çünkü karşıdaki o zaman algılanacak nesne olmaktan çıkar bir “ben” daha olur, “nesne benliğim” de iki benliği bir arada taşıyamayacağı için dağılır. Nesne benliğini dağıtmanın en kısa yolu, benliği nesneye boğmaktır.
İnsanın içinde durdurucu düzenekler zayıfsa, bunların dışarıda kurulması gereklidir, ahlaki öğretiler ve din sanıldığından da lüzumludur onun için.
Beni en çok düşündüren şey, bitki “kanı”ndaki klorofille, hayvan kanındaki hemoglobinin birinin ortasında magnezyum, ötekinin ortasında demir bulunmasının dışında tamamen aynı yapılar olmasıdır.
Büyük bir adam biyolojik olarak küçük bir nedenle büyük olabilir, küçük bir adam da felsefi olarak büyük bir nedenle küçük yaratılmış olabilir.
Eksiği küçük olanlar onu kapatıp yıldızlaşır, eksiği nispeten büyük olanlar kapatamayıp yalnızlaşır; eksiği çok büyük olanlarsa, eksiği küçük olanların eksiğini kapatmakta kullanılır.
İçilen sıvının, bedenin her köşesine dağılıp sonunda idrara gitmesi canlıda olağanüstü bir toplama sistemi olduğunu gösterir.
Büyüklenmeci takıntılı benliklerin attıkları nutuk sırasında, sayısı yüzlere varabilecek sayıda geniş kanatlı burunlarına dokunup kaşındıklarını görüyorum, büyük düşünce beyni kaşıyıp durmaktan mı çıkıyordur nedir! Gördüğüm son örnek Slavoj zizek olmuştu.
Ölçülülük hafif kontrol gerektiren zayıf dürtülere sahip olmakla, aşırı kontrollülükse, kontrolü zor ve tehlikeli isteklere sahip olmakla gelişir.
Varlığımızı Afrika’daki üç, beş bin kişilik bir kabileye, rönesansı Floransa’daki Medicinlere borçluyuz. Ailelerin ve kabilelerin reisleri vardır; bütün büyük işleri hep bir kişi başlatmış ve hatta başından sonuna pratik ve yaklaşık olarak o kişi tamamlamıştır.
İlk yoksunluk tanışılan ilk gerçekliktir, bu durumda insana yüklenen gerçek amaç tam doygunluk şeklinde mükemmele ulaşmak olsa bile, o amacın o insanın beyninde kendine görünen yanılsaması gerçeklerden kurtulmak, yani mutlak özgürlük şeklindedir.
İnsanın geliştirdiği ve hala becerebildiği bencilliği alet kullanmasından gelir, bir zamanların taş, demir aletleriyle zuhur eden özellik bugünkü durumda, başka insanları kendi kullanımında aletler olarak görme yanılgısı doğrusu (sahip olana temel ihtiyaçlar doğrultusunda kazanç sağlaması anlamında devam etmektedir.
Hindistan en derin ülke, Norveç en sessiz, Japonya tek tip, Hollanda çalışkan, Avustralya rahat, Türkiye ise enerjisi meçhul mucize bir makine.
Şu Afrika’nın güney doğusundaki sıcak mağaralar olmasaydı biz olmayabilirdik, şu Avrupa’nın batısında, Amerika’nın ortasında, Mars’ın bilmem hangi çukurunda benzer başka mağaralar olmadığı için hiç olmayanlar, olmadığı bile akılda kalmayanlar olduğu gibi.
Deniz Gezmiş Sözleri
Nisan 2nd, 2011
admin * (İdam sehpasında)Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Yaşasın işçiler! Kahrolsun Emperyalizm!* Ben Amerikan emperyalizmine, Sovyet revizyonizmine, Romen soytarılığına, Bulgar dalkavukluğuna karşı bir Türk devrimcisiyim.
* İddianameye karşı diyeceklerim mevcuttur, iddianame kelle istemek için hazırlanmıştır. Yapılan tahliller yanlıştır, hatalıdır, değerlendirmeler keza isabetsizdir. Yalnız biz varlığımızı hiçbir karşılık beklemeden esasen Türk halkına armağan etmiş bulunuyoruz ve Türk halkı ve devletin bağımsızlığına armağan etmiş bulunmaktayız.. Bu sebeple ölümden çekinmiyoruz.
* Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen Türkiye’nin bağımsızlığını temin edemedik. Bugüne kadar da bu özlem içinde kaldık.
* Öteden beri arz etmiş olduğum gibi, bu ülkede Anayasa’yı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasa’yı ihlal edenlerse ortadadır. Anayasa’nın uygulanmasını isteyen gene bizleriz. Anayasa’yı uygulamayan yavuz kimselerse hâlâ ortadadır. Ve yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler.İddia makamı bizim vermekte olduğumuz bağımsızlık savaşına karşıdır,Türkiye Cumhuriyeti anayasasının hukukuna karşı,reformlara karşıdır.
* İddianamede geçen ve bana atfedilen bir cümleyi kabul etmiyorum. Ben silahımı halka ve orduya karşı kullanmadım, ancak vatan hainlerine karşı kullanmak maksadıyla taşıdım ve ‘halka ve orduya karşı kullanırım’ şeklinde beyanda bulunmadım.
* Onlar 36 milyonluk ülkenin bütün yükünü 20 gencin üzerine yıkmaya alışmışlardır. Bizi bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum eden hepiniz dahil, sizlersiniz.Ve sonunda idam isteğiyle buraya getirildik.
* 35 milyon metrekare vatan toprakları işgal altındayken,bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür.Mustafa Kemal sağ olsaydı çok şaşırırdı.Hareketimiz tamamen anayasal bir harekettir.Anayasamızın başlangıç ilkesinde belirtilen ulusun zulme karşı direnme hakkını kullandık.Bu sebeble anayasal bir davranışta bulunduk.
* (Son mahkeme savunmasında)Yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum. Halen de bu inancı taşıyorum. Türkiye’nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.
* Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık!
* (İddianamede)Fikir özgürlüğünü ve anayasayı paravan yapanlar,önceleri Atatürkçü geçinirken,onun fikir ve şahsiyetinide küçük görmeye başladılar.Sadece Mustafa Kemal tarafını beyan ediyorlardı. şeklinde bir cümle mevcuttur.Bunu kesin olarak reddediyorum.Asla Kabul etmiyorum.Diğer yurtseverlerde bunu kabul etmezler.Bu kasten tahrif edilmek isteniyor.Gerçekler örtülmek isteniyor.Bu cümle art niyetle hazırlanmıştır.Bu memlekette Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa,onlarda bizleriz,sahip çıkmayanlar da ortadadır.Anayasanın uygulanmasını isteyenler gene bizleriz, anayasayı uygulatmayan yavuz kimselerse hala ortadadır. Ve o kişiler bugün bizim kellemizi istemektedirler.
* Biz stratejik olarak düşüncemizi hiçbir zaman saklamayız.Hangi şartlar altında olursak olalım,bunu açıkça söyleriz.Düşüncelerimizi mezara kadar götürürüz.Nasıl burada namluların ve dipçiklerin gölgesi altında konuşuyorsak,düşüncemizi herzaman açıkça ifade ederiz.Tarih evvelce bunu yapanları nasıl temize çıkarmışsa bizide temize çıkartacaktır,bunada inanıyoruz.
* Profesyonel devrimci bügünün Türkiye’sinde kendini hayatı boyunca Türkiye’nin bağımsızlığına adayan kimsedir.
* Türkiye’nin bağımsızlığından başka birşey istemedik ve hayatımızı bu yola koyduk.Varlığımızı Türkiye adına armağan ettik.Bunun aksini iddia edenler vatan hainidir.
* Sen bir kulsun, kul olarak kalacaksın.(Kayseri valisine)
* Her ölen,bir kişilik ölümünü ölmüş.(Vietnam’da ölenler için)
* Ne İbo’yla ne de arkadaşlarıyla fikir mücadelesini kazanamazsınız. Ben de kazanamam. Kıvırırlar O yüzden onları susturmanın tek yolu vardır: Ağızlarını açtıkları anda ağızlarına ağızlarına vurun!
Ahmet Kaya Sözleri
Nisan 1st, 2011
admin Titrek bir mum alevinin havaya bıraktığı bulanık bir is
Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz
Beni bilimle anla iki gözüm , felsefeyle anla
Ve tarihle yargıla
Bal değildir ölüm bana , idam gül değildir bana ) 2
Geceler çok karanlık , gel düşümdeki sevgilim )
Ay ışığı yedir bana )
Ahh…ben hasrete tutsağım , hasretler tutsak bana
Bıyığımdan gül sarkmaz , bıyık bırakmak yasak bana
Mahpus bana, sus bana , yağlık ilmek boynuma
Sevgili yerine , koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım
Ve sonra sabırla beklerim , bulutları çekersiniz üstümden
Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız
Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana
Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim
Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum
Gözlerimde güneş koşar
Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma
Duygu bana, öykü bana , roman gibi her an bana ) 2
Hücremde yalnızım gel , gel düşümdeki sevgilim )
Soyunup hazırlan bana )
Biraz sonra asmaya götürecekler beni
Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni
Hoşçakalın sevdiklerim
Dört mevsim , yedi kıta , mavi gök , bütün doğa hoşçakalın
Hoşçakalın sevdalılar
Çocuklar , üniversiteliler , genç kızlar
Sonsuz uzay , gezegenler ve yıldızlar , hoşçakalın
Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları
Sevda türküleri ve şiirler
Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler
Dağlarında yürüdüğümüz toprak
Yalın ayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın
Hoşçakalın ağız tatları , sıcak çorbam , çayım , sigaram
Havalandırma sıram , banyo sıram, kelepçe sıram
Parkamı , kazağımı , eldivenlerimi , ayakkabılarımı
Ve kalemimi , ve saatimi
Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
Hoşçakalın , hoşçakalın
Dostum bana , sevdam bana , soluğunu geçir bana ) 2
Uyku tutmuyor gözüm , anılar sıraya girdi )
Gel anne süt içir bana )
Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar
Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar
Yedi bölge, dört deniz , yedi iklim , altmış yedi şehir
Okullar , mahalleler , köprüler , tren yolları
Deniz kıyıları , balıkçı motorları , takalar
Asfalt yolları boyu dizilmiş fabrikalar
Ve işçiler ve köylüler…. hoşçakal ülkem
Hoşçakal anne , hoşçakal baba , kardeşim
Hoşçakal sevgilim , hoşçakal dünya
Hoşçakalın dünyanın bütün halkları
Sınırlı olmayan mekâna
Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben
En sevda halimle , en yaşayan halimle , gidiyorum dostlarım
Hoşçakalın , hoşçakalın…
Beni yaşamımla sorgula iki gözüm
Beni yüreğimle , beni özümle
Bilimle anla beni , felsefeyle anla beni
Tarihle anla beni , ve öyle yargıla
Anatole France Sözleri
Nisan 1st, 2011
admin Yaşamla baş edemiyoruz, yine de sonsuz bir yaşam diliyoruz.
Göğüssüz kadın yastıksız yatağa benzer.
En büyük mutluluk, hür düşünceli olmaktır.
İçinde aşk olmayan bir hikaye, hardalsız bifteğe benzer, lezzetsiz olur.
Kadın erkeklere zevk vermez, keder verir, dert verir, hüzün verir!
Mutsuzluk insanı aptallaştırır.
Aslında ben hiç bir şey bilmiyorum. hayal kurmak herşeydir.
Gezmek, bir zamanlar insan ve evren arasında var olan uyumu tekrar kurar.
Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir.
Yol güzelse, nereye vardığının ne önemi var!
Babanın erdemleri; çocuklarının servetidir.
Ütopya bütün ilerlemelerin ilkesidir.
Alçak gönüllülük kendi gerçek değerini anlamaktır.
Mantıklı düşünüp mantıksız davranmak insan yapısının özelliğidir.
Hakiki sevgi, herkesin bahsettiği bir gül fakat pek az kimsenin gördüğü hayaletlere benzer.
İnsanlar doğar, acı çeker ve ölürler.
Oğullar annelerinin iffetli olduğuna inanırlar, kızlar da öyle, ama onlar daha az inanırlar.
Eğer güzellik ile gerçek arasından birini seçmem gerekseydi, hiç tereddür etmeden güzelliği seçerdim, çünkü onun içinde asıl gerçekten daha yüksek ve daha derin bir gerçek olduğuna inanırım.
Sırrı olmayan bir şeyin çekiciliği de yoktur.
Şans belki, Tanrı’nın takma adıdır, imzasını atmak istediği zaman kullanır.
Hırs deyip geçmeyin, bu dünyada büyük olarak ne yapılırsa onun sayesinde yapılır.
Tuz nasıl yemeklere tat veriyorsa, eşyaya niteliklerini veren de insanların düşünceleridir.
Vedat Dalokay Sözleri
Nisan 1st, 2011
admin -
Ben bugüne değin, çocukluğumu hiçbir an yitirmedim ki!
-
Benim açlığım belki fantezidir ama işçi her zaman aç.
-
Ölüm orucuna gitmem, çünkü, ölüpte düşmanımı sevindiremem.
-
Yelkenimizdeki rüzgarı çaldılar! Yılmadık.
-
ben bu kentin anasıyım.
-
Ve devrimin geri vitesi yoktur.
-
Cinayetler toplumumuzun gerçek savaşçılarını yıldıramaz.
-
Bu düzen değişecektir. Bunu bilenler bilmeyenlere söylesin.
-
Beni halk seçti görevimden de halk alabilir.
-
Benim kıblem Halktır!
-
Ben hayattan yanayım, ölümden değil.
-
Gelincik koparır gibi, beş gencin kafatasını kesmedik biz; elçiliğin suyunu kesecektik.
Henry Miller Sözleri
Nisan 1st, 2011
admin Uyuşukluk her şeyden daha müstehcendir.
İnsanların inandıkları şeyleri yazma cesaretleri olsaydı, kimse bir kelime bile yazmazdı.
Yetenekli insan ya hayatını yan işlerle kazanır, ya da sanatını yan iş olarak icra eder.Zor seçim!
Bu dünya hakkında bütün düşündüklerini söyleme cesaretini gösterecek kişi ayağını basacak yarım metre kare toprak bulamayacaktır.
Her gün elinden gelenin en iyisini, sanat için değil, ülken için değil, ailen için değil, kendin için bile değil, yapılacak tek şey olduğu için yaptığın bir hayat biçimi.Hayat olmaktır, bu da yapma ve yapmama seçeneğini içerir.Sanat, yapmaktır.
Zaman zaman patlayan, yaralayan, fışkıran, içimizden iniltiler yaşlar ve beddualar koparan sayfalar okuyorsak, bilin ki bu sayfalar sırtı duvara dayanmış, tek savunması sözcükler olan bir adam tarafından yazılmıştır.
Padokta çalışan adam için, ki işi bok süpürmektir, atların var olmadığı bir dünya olasılığından daha dehşet verici bir şey yoktur.Ona sıcak bok parçaları süpürerek yaşamanın insanca olmadığını söylemek budalalıktan başka bir şey değildir.Geçimini onunla sağlıyorsa, mutluluğu ona bağlıysa, boku bile sevmeyi öğrenir insan.
Anton Çehov Sözleri
Mart 23rd, 2011
admin Aşılmasına imkan olmayan hiçbir duvar yoktur.
Hayat seni güldürmüyorsa, Espiriyi anlamadın demektir .
Eğer sen, kusursuz olsaydın; Başkalarının kusurlarını bulup çıkarmaya bu kadar meraklı olmazdın.
Hayata karşı ilk küskünlüğümüz; Yanımızda sandığımız kişileri, karşımızda görmemizle başlar.
Mutlak bir mutluluk yoktur.Her mutluluk kendi içinde bir zehir taşır ya da dışarıdan gelen bir zehirle zehirlenir.
Sana bir iyi bir de kötü haberim var. İyi haber; henüz ölmedik, Kötü haber; hala yaşıyoruz.
Unutma; İnsanları tanıman için en uygun zaman ayrılmalarına en yakın zamandır. Çünkü o zaman sahte yüzler açığa çıkmıştır!
Bizi çalışmak kurtarır.
Kendinden başka kimseye benim diyemezsin, Çünkü sadece yanındadır.
birileri arkanızdan konuşuyorsa, onlardan öndesiniz demektir.
Siz bana aptal hayaller peşinde koşmayan bir kalp gösterin, Ben de size mutlu bir insan göstereyim.
Basit kadın; güzel olmayı zeki olmaya tercih eder.Çünkü basit erkekte zekayı anlayacak kafa değil, güzelliği görecek göz vardır.
Her şey basit olmalıdır… Tümüyle basit… Teatral olmamaktır esas olan.
Sen sevdiğin için sakın utanma, bil ki utanması gereken; sevildiğini bildiği halde sevmesini bilmeyendir aslında.
Çok zamandır şampanya içmemiştim.
İnsan inandıklarıdır.
Ölüm korkunç bir şeydir ama insan eğer ölmeyi başaramayıp sonsuza kadar yaşasaydı bu daha korkunç olurdu.
Ağlattığın bir kadının gözyaşlarını ya o an silersin, yada o gözyaşlarında boğulmamak için ömür boyu çırpınmak zorunda kalırsın.
Kendini yalnız hisseden kimse için her yer çöldür.
Erkekler hür ve eşit olarak doğarlar, ancak daha sonra bazıları evlenir.
Eğer yalnızlıktan korkuyorsanız evlenmeyin.
Bu ölümlü dünyada mutlak bir mutluluk yoktur. Her mutluluk kendi içinde bir zehir taşır, yahut, dışarıdan gelen bir zehirle zehirlenir.
Aşılmasına imkan olmayan hiçbir duvar yoktur.
Sevmeden evlenmek, inanmadan ibadet etmek gibi alçakça bir iştir.
Köpeğin ölümü de köpekçe olur.
Yalan kadar insanı alçaltan bir şey yoktur.
Erkekler kalpleriyle değil fikirleriyle yaşarlar.
Hayatınızın sonuna kadar yaşamadıkça talihinizden şikayet etmeyin.
İki şeyin sınırı yoktur; dişilik ve onu istismar etmek.
Kadın para harcayan bir sazlıktır.
Mahatma Gandhi Sözleri
Mart 23rd, 2011
admin Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız. Alkışlar önüne kansız elle çıkınız.
Basit yaşa ki başkaları da varolabilsin.
Sevgi insanlığın, şiddet hayvanlığın kanunudur.
Kimseye kirli ayaklarıyla, beynimde gezme fırsatı vermem.
Sıkılmış yumruklarla el sıkışamazsınız.
Tanrı dularımızı bize göre değil, kendi yöntemine göre yanıtlar.
Toplum hayatı için bireysel özgürlük ve bağımsızlık şarttır.
Toprağı kazıp onu işlemeyi unutmak, kendimizi unutmak demektir.
Zayıf insanlar affedemezler. Affetmek güçlülere has bir özelliktir.
Bizim en büyük hastalığımız bencilliğimizdir.
Hakikat, bir taş kadar sert Bir gonca kadar da yumuşaktır.
Bencilliğin gözü perdelidir.
Bir insan yaptıklarının toplamıdır.
Dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun.
Düzenli, temiz ve şerefli olabilmek için paraya ihtiyacımız yoktur.
Eğer gerçekten işiten kulaklara sahipsek, Tanrı bize kendi dilimizde seslenir.
Göze göz, dişe diş düşüncesi bütün dünyayı kör edecek.
Güç fiziki kapasiteden değil, boyun eğmeyen iradeden gelir.
Keyif zaferde değil; asıl mücadele, girişim ve çekilen ıstıraptadır.
Sevgi dünyadaki en incelikli güçtür.
Sevginin olduğu yerde hayat vardır.
İnsanlıktan daha kusursuz hangi kitap vardır ki.
Sayısal Çoğunluk Önemli Değildir, Yanında “Allah” Olan Kişi Zaten Çoğunluk Demektir.
Siz kendi elinizle teslim etmedikçe, kimse kendinize olan saygınızı elinizden alamaz.
Önce önemsemezler, sonra gülerler, sonra kıskanırlar, en sonunda ise yenilirler.
Şiddet göstermeme, inancımın birinci maddesidir. Aynı zamanda o, benim itikatımın da son maddesidir.
Şiddet karşıtlığının ürettiği güç kesinlikle insan yeteneğinin icat ettiği tüm silahlardan gücünden üstündür.
Sevgi her zaman ıstırap çeker, hiçbir zaman ne gücenir ne de intikam almaya çalışırlar.
Özgürlük hiçbir zaman “her istediğini yapma izni” anlamı taşımamıştır.
Olsa iyi olurdu… Batı uygarlığı hakkında ne düşünüyorsunuz? sorusuna verdiği cevap.
Haksızlığa sapıp bütün insanlar seni takip edeceğine, adaletle hareket edip tek başına kal daha iyi.
Her sabah kalktığım zaman kendi kendime şöyle söz veririm: Dünya üzerinde vicdanımdan başka kimseden korkmayacağım. Kimsenin haksızlığına boyun eğmeyeceğim. Adaletsizliği adaletle yıkacağım ve mukavemet etmekte ısrar ederse onu, bütün mevcudiyetimle karşılayacağım.
Düşünceye gem vurmak, zihne gem vurmak gibidir. Bu ise rüzgarı zaptetmekten de zordur.
Bizi yokedecekler şunlardır: İlkesiz siyaset; vicdanı sollayan eğlence; çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz “İnsan” insanlar; ahlâktan yoksun bir iş dünyası; insan sevgisini alt plana itmiş bilim; özveriden yoksun bir din anlayışı.
Bu dünyada öylesi aç yaşayan insanlar var ki, Tanrı onlara ancak bir somun ekmek suretinde görünebilir.
Dinler aynı noktada birleşen farklı yollardır. Aynı amaca ulaşacak olduktan sonra ayrı yollar seçmemizin ne önemi olabilir?
Bir insanı, ancak gerçekten uyuyorsa uyandırmak mümkündür. Ama, eğer uyumuyor da uyku taklidi yapıyorsa, dünyanın bütün gayretlerini sarfetseniz, nafiledir.
Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür… Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür… Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür… Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür… Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür… Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür… Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.
Franz Kafka Sözleri
Mart 23rd, 2011
admin Her şey bir aldatmacadır: En az yanılmaya bakmak, normal ölçüler içinde kalmak, en aşırının peşinden gitmek.
İnsanlar sabırsız oldukları için cennetten kovuldular, tembel oldukları için geri dönemiyorlar.
Bir kitap, içimizdeki donmuş denize inen balta gibi olmalı.
Aylaklık bütün kötülüklerin kaynağı, bütün erdemlerin tacıdır.
Bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksamadır.
Dünyayla arandaki savaşımda, dünyanın yanında ol.
Sonsuzluk yolunda nasıl böylesine kolayca ilerleyebildiğine hayret eden birisi vardı; gerçekte hızla bayır aşağı yuvarlanıyordu.
Bu dünya için koşumlarını takınman gülünç.
Yılanın aracılığı gerekliydi: Kötü, insanı ayartabilir; ama insan olamaz.
Kendini sonsuz küçültmek ya da sonsuz küçük olmak.Birincisi mükemmelik yani eylemsizliktir; İkincisi başlangıç yani eylemdir.
Duvar kendisine çakılmak üzere olan çivinin ucunu nasıl hissederse, o da şakağında öyle hissetti. Dolayısıyla hissetmedi.
Ev halkını koruyan Tanrıya inanmaktan daha keyif veren ne olabilir!
Seninle dünya arasındaki bir kavgada dünya üzerine bahse gir.
Bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamak ne büyük bir mutluluktur.
Belki bir şeylere sahipsin, ama kendi varlığın yok savına verdiği cevap, bir titreme ve yürek çarpıntısı oldu sadece.
İnsanların tüm kusurları sabırsızlık, yaptıkları işte yönteme vaktinden önce son veriş ve sözde bir sorunu, sözde bir çit içine almaktır.
Belirli bir noktadan sonra geri dönüş yoktur. Bu noktaya erişmek de gerekir.
Kötü’nün elindeki en ayartıcı silah, savaşa çağrıdır. Kadınlarla yapılan savaşa benzer ki sonu yatakta biter.
Sonbaharda bir yol gibi: Temiz pak süpürüyorsun, sonra yol bir kez daha kurumuş yapraklarla örtülüyor.
Kötü’nün ondan bir şeyler gizleyebileceğinize inanmanızı sağlamasına izin vermeyin.
Sen ödevsin. Ama görünürde öğrenci yok.
Gerçek düşmandan sınırsız bir cesaret akar içinize.
Kötü’ye bir kere kapılarını açmaya gör, kendisine inanılmasını beklemez artık.
İyi, bir bakıma rahatsızlık vericidir.
Din fedaileri bedeni küçümsemez, çarmıha gererek yüceltirler onu; bu açıdan düşmanlarıyla aynı görüştedirler.
İnsan, içinde yok edilemez bir şeyin varlığından sürekli emin olmadan yaşayamaz; ancak gerek bu yok edilemez şey gerekse de bu güven kendisinden daima gizli olabilir. Bu sürekli gizliliğin kendini açığa vurma yollarından biri, kişisel bir tanrıya inançta kendini gösterir.
Giyotin gibi bir inanç. Onun kadar ağır, onun kadar hafif.
Kendini insanlığa bakarak sına. Şüphe edeni şüpheye, inananı inanca götürür bu.
Bir topluluğu kontrol etmek, bireyi kontrol etmekten kolaydır. Bir topluluğun ortak bir amacı vardır. Bireyin amacı ise her zaman için şaibelidir.
Tinsel bir dünyadan başka bir şeyin bulunmadığı gerçeği elimizden umuduzu alır, ama bize bir kesinlik bağışlar.
Önceleri sorularıma neden cevap alamadığımı anlayamıyordum, şimdiyse soru sorabileceğime nasıl inanabildiğimi anlayamıyorum.Ama gerçekte inanmıyordum ki, soruyorum sadece.
Bir kafes, kuş aramaya çıkmış.
Gerçek bölünemez, bu yüzden kendini tanıyamaz; her kim onu tanımak isterse bir yalan olmak zorundadır.
Sanatımız, gözümüzün Gerçek’le kamaşmasıdır.Geri geri kaçan ucube maskelere vuran ışıktır gerçek, başka bir şey değil.
Kıyamet Günü’nü böyle adlandırmamızın nedeni ancak bizim zaman kavramımızdandır; aslında o bir tür sıkıyönetim mahkemesidir.
Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?
Önümde dursan ve bana baksan; içimdeki acılar hakkında ne bilebilirsin ki; ben seninkiler hakkında ne bilebilirim ki? Ve ayaklarına kapanıp ağlasam ve anlatsam; sana cehennemin sıcak ve korkunç olduğunu anlatsalar; benim hakkımda cehenneme ilişkin bildiklerinden daha fazla bilecek misin? Bu yüzden bile biz insanlar cehennemin kapısının önündeymişiz gibi birbirimizin karşısında o kadar saygılı, o kadar düsünceli, o kadar sevgiyle durmamız gerek.
Öff, dedi fare.Dünya da günden güne daraliyor.İlkin bir genişti ki,korktum,koştum ileri,uzakta sağlı sollu duvarları görür görmez dünyalar benim oldu.Ama bu uzun duvarlar da öyle çabuk birbirlerine doğru ilerliyorlar ki,en son odadayım işte; orada, köşede de kapan duruyor, gitgide kısılacağım kapana. Kedi:Sen de öyleyse yönünü değiştir,dedi ve kedi fareyi yedi.
Kim terkedilmiş bir hayat yaşar, ama yine de bazen insanlar arasina karişmak isteğini duyarsa, kim günün değişik zamanlarını, havadaki, is durumundaki vb. değişiklikleri dikkate alarak tutunabileceği bir insan kolu görmek isterse, sokağa bakan bir pencere olmadan uzun süre yapamaz.
Düz bir yolda yürüyor olsaydın, tüm ilerleme isteğine rağmen hala gerisin geriye gitseydin, o zaman bu çaresiz bir durum olurdu; ama sen dik, senin de aşağıdan gördüğün gibi dik bir yamacı tırmandığına göre, adımlarının geriye doğru kayması, bulunduğun yerin durumundan ileri gelebilir, o zaman da umutsuzluğa kapılmana gerek yoktur.
Av köpekleri henüz avluda oynuyorlar; ama avları daha şimdiden ormanın içinde ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kaçamayacaklar.
Bürokrat için insanca ilişkiler değil, yalnızca nesne ilişkileri vardır. İnsan evrağa dönüşür. Evrağa verilen sayı ile belirgin kılınan, ölmüş bir varlık olarak evrağın akışına girer. Bu varlık, şahsen çağrıldığı zaman bile bir kişi değil, yalnızca ‘olay’dır. ‘Konu’ ile ilgili olmayan ne varsa akıp gitmiştir. Resmi dairelerin koridorları aşağılanma kokar. Sigara içmek kesinlikle yasaktır. Bu yasağın kapsamına soluk almak da girer. Buna karşılık yürek çarpıntısına izin vardır, dahası çarpıntı olması istenen bir şeydir. Her türlü ümit uçup gider. kapıdan kapıya gönderilen kişiye suçluluk duygusu aşılanır. Buraya giren, yalnızca bir vizite kağıdı ya da pasaportunun uzatılmasını istese bile kendini suçlu duyumsar. En iyi olasılıkla bir dilek sahibidir, aslında ise suçludur.
Kargalar, bir tek karganin göğü yok edebilecegini ileri sürer. Ona kuşku yok; ama göklerin kulağı duymaz böyle bir savı, çünkü gökler kargaların yokluğu demektir.
Yaşama başladığın anda iki görev; sınırlarını her an daraltmak ve bu sınırları aştığın anlarda da gizlenmeyi başarıp başaramadığını her an sorgulamak.
Bir elmanın birbirinden farklı görünüşleri olabilir : masanın üstündeki elmayı bir an olsun görebilmek için boynunu uzatan çocuğun görüşü ve bir de, elmayı alıp yanındaki arkadaşına rahatça veren evin efendisinin görüşü.
Bir merdivenin üzerine basılmaktan yeterince çukurlaşmamış basamağı, basamağın kendi açısından, ıssız çakılmış bir tahta parçasıdır yalnız.
Odandan çıkman gerekmez, masanda oturmaya devam et ve dinle… Dinleme bile, sadece bekle…Bekleme bile, gerçekten sakin ve yalnız ol. Dünya özgürce sunacaktir kendini sana…Maskesinden sıyrılmak için başka seceneği yok, huşu içinde yuvarlanacaktır ayaklarının dibine.
Doğru yol gergin bir ip boyunca gider; yükseğe değil de, hemen yerin üzerine gerilmiştir bu ip. Üzerinde yürünmek değil de insanı çelmelemek içindir sanki.
İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet’ten kovuldular, tembelliklerinden geri dönemiyorlar. Ama belki de belli başlı sadece bir günahları var: sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuşlardı, sabırsızlıklarından ötür geri dönemiyorlar.
Bilgeliğin başladığına ilk işaret, ölmek isteğidir. Bu yaşam dayanılmaz görünür, bir başkası ise erişilmez. İnsan ölmek istediği için utanmaz artık; nefret ettiği eski hücresinden alınıp ilk işi nefret etmeyi öğrenmek olacağı yeni hücresine konulmak için yalvarıp yakarır. Bunda belirli bir inancın kalıntısı da etkilidir; taşınma sırasında efendi koridorda görünecek, tutukluya şöyle bir bakacak ve diyecektir ki: “Bu adamın yeniden hücreye kapatılmasına gerek yok. O bana geliyor artık.
Kaşgarlı Mahmut Sözleri
Mart 23rd, 2011
admin Dil ile düğümlenen, diş ile çözülmez.
İnsan şişirilmiş tulum gibidir, ağzı açılınca söner.
Aslan kocayınca sıçan deliği bekler.
İşaret olsa yol şaşırılmaz, bilgi olsa söz saptırılmaz.
Onlara Tanrı Türk adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
Deve yükü aş olsa, aça az görünür.
Bir karga ile kış gelmez.
İyi adamın kemikleri erir, adı kalır.
Irak yerin haberini kervan getirir.
Tay at olunca at dinlenir, çocuk adam olunca ata dinlenir.
Çifte kılıç kına sığmaz.
Yusuf Has Hacib Sözleri
Mart 23rd, 2011
admin Beyler hangi yoldan giderse, beylerin bu gidişi kulunda yoludur.
İnsan her işe başlarken bilgi ile başlar ve akıl ile sona erdirir.
Sözün Güçsüzlere Göz Olsun.
ok düz olmasaydı Düz Gitmezdi.
İnsan inciyi denizden çıkarmayı bilmezse, o, ha inci olmuş, ha çakıl taşı!
Bey haya sahibi, yumuşak huylu ve asil tabiatlı olmalıdır.
Beylik hastalığının ilacı akıl ve bilgidir.
Bey adil olmalıdır. Ey hakim, memlekette uzun müddet hüküm sürmek istersen, kanunu doğru yürütmeli ve halkı korumalısın.
Ey bilgili insan, her işte itidalden ayrılma.
Kimin düşündüğü ile söylediği bir olursa. İşte doğru insan odur.
Memleketin direği, temeli, sağlamlığı, esası ve kökü iki şeye bağlıdır. Bunlardan biri halkın hakkı olan kanun, diğeri de hizmette bulunanlara dağıtılan gümüştür. ..parayı görerek, hizmet edenlerin..yüzleri gülmelidir. Hangi bey askerini memnun etmezse, kılıç da kınından çıkmaz.
Bey sabırlı ve sakin olmalıdır. Sabır ve sükunet bey için bir ziynettir; bunlar beyliğin başta gelen meziyetleridir.
Bey çok ihtiyatlı ve çok da uyanık olmalı; beyler ihmalkar olurlarsa, bunun cezasını başkaları çeker.
Bey fesatlık yapmamalıdır. Bu hareket yüzünden ikbal elden gider.
Bir bey için fena olan şeylerden birisi inatçılıktır.
İnatçılık insan için ağır bir yüktür; inatçılıktan kendini kurtar ve onunla savaş.
Arslan köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri karşısındakilere arslan kesilir. Eğer arslanlara köpek baş olursa, o arslanların hepsi köpek gibi olur.
Bey memleket ve kanunu siyaset ile düzene koyar; halk hareketini onun siyasetine bakarak tanzim eder.
Beyler örf ve kanuna nasıl riayet ederlerse, halk da aynı şekilde örf ve kanuna itaat eder.
Beyin özü sözü doğru ve tabiatı güzide olmalıdır. Bey doğru sözlü olmalı, tavır ve hareketleri itimat telkin etmelidir ki, halk ona inansın ve huzur içinde yaşasın.
Bey adı bilig kelimesi ile ilgilidir; bilig’in lamı giderse, beg adı kalır. Bey halkı bilgi ile elinde tutar; bilgisi olmazsa aklı işe yaramaz.
Bey haya sahibi ve insanların seçkini olmalı;haya sahibinin tavır ve hareketi eksilmeyen bir bütündür.
Bey takva sahibi ve temiz olmalıdır; eğer bey takva sahibi ve temiz kalpli olmazsa, hiç bir vakit temiz ve isabetli hareket edemez.
Bey her türlü fazileti tam olarak elde etmeli; uygunsuz ve olmayacak işlerden uzak durmalıdır. Seçkin bir bey olabilmek için fazilete kıymet verilmelidir.
Bey mütevazı ve alçak gönüllü olmalı, suçlu kimselerin de suçunu affetmelidir. Bey mağrur, kabadayı ve kibirli olmamalı; beyler büyüklük taslar ve kibirli olurlarsa, ey oğul onlar şüphesiz itibar görmezler.
Bey tok gözlü, sözünde ve hareketinde açık ve vazıh davranmalıdır. Gözü aç adam hiç bir şey ile doymaz; Aç gözlülük, ilacı ve devası bulunmayan bir hastalıktır; onu bütün dünya kahinleri bir araya gelse yine tedavi edemezler. Bütün açlar yer ve içerler de, nihayet doyarlar; aç gözlü adamın açlığı ancak ölümle nihayete erer.
Halkın zengin olması için, doğru kanunlar konulmalıdır. Hangi bey memlekette doğru kanun koydu ise, memleketini tanzim etmiş ve gücünü aydınlatmıştır. Memlekette uzun müddet hüküm sürmek istersen, kanunu doğru yürütmeli ve halkı korumalısın.
Halk için beyin çok seçkin olması lazımdır. Beyin gönlü, dili ve tabiatı düzgün olmazsa, saadet memlekette dolaşamaz, kaçar. Avam tabiatının beye yakın olması uygun düşmez; bu tabiat yaklaşırsa, bey itibarını derhal kaybeder.
Halk için beyin cesur ve kahraman olması iyidir; büyük işleri ancak bu meziyetler ile karşılamak mümkündür. Cesur, gözü pek olan insan için mal eksik olmaz, ak doğan için de yem eksik olmaz.
Şeyh Galip Sözleri
Mart 17th, 2011
admin Şiir mumdan kayıklarla alev denizini geçmeye benzer.
Gâh kar yağıyordu,gâh karanlık.
Vücut, ruhun bineğidir.
Her renge boyan da renk verme.
Su uyur, düşman uyur, ayrılık hastası uyumaz.
Cana hayret veren o şahbaz göz, o büyü ceylanı, naz güvercini.
Bilmem o efsane ne büyü idi, cana cehennem haberini getirdi.
Korkutmaya çalışma, yersizdir. Benim vuslat dediğim eceldir.
Can hasret kadehini içer oldu, göz ayrılık cevherlerini (gözyaşlarını) satar oldu.
Şöyle böyle bir söz zannetme. Söyleyebiliyorsan gel sen de böyle bir söz söyle.
Kendine iyi bak çünkü alemin özüsün sen. Varlıkların gözbebeği olan insanoğlusun sen.
Yüzbin cefâ etsen vazgeçmem, bir kere sevdim seni. Kazâ ve kader kalemi alnıma böyle yazmış; seni sevdim bir kere. Dokuz gök döndükçe bu sözden dönmem: Sevdim seni; yer ve gök aşkıma şâhid olsun.
Efendimsin cihanda itibarım varsa sendendir. Miyanı aşıkanda iştiharım varsa sendendir.
Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir.
Ne kadar bilmese de halk hüner sahibini tanır.
dert mevsimi geçer, neşe vakti de gelir.
Albert Camus Sözleri
Mart 17th, 2011
admin Adalet olmadan düzen olmaz.
Çekip gidene her şey mizah, kalıp bekleyene her şey şiirdir.
Ağın ilmiklerine takılmış bir balık gibi çırpınıyorum.
Ahlaka dair ne biliyorsam bunu futbola borçluyum. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.
Ateşten ve yiyecekten yoksun bir insan için özgürlük, hiç de acelesi olmayan bir lükstür.
Bir adam karısına arabasının kapısını acıyorsa emin olabilirsiniz: Ya arabası yenidir, ya da karısı.
Ben umutsuzluğu ve bu dertli dünyayı kabul etmeyerek, insanların birleşmesini ve kötü yazgılarına karşı savaşmalarını istiyordum.
Alçalmak, yükselmekten çok daha kolaydır.
Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak köpekçe yaşamaktır.
Aşk, akıllı aptal demeden tüm insanlara bulaşan bir hastalıktır.
Ateşten ve yiyecekten yoksun bir insan için özgürlük, hiç de acelesi olmayan bir lükstür.
Basın özgürlüğü belki de özgürlük düşüncesinin giderek aşağılanmasından en çok acı çekmiş özgürlüktür.
Başardığımız her iş bizi köleleştirir, çünkü daha iyisini yapmaya zorlar.
Başarı kolay elde edilir, zor olan başarıyı hak etmektir.
Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim.
Ben umutsuzluğu ve bu dertli dünyayı kabul etmeyerek, insanların birleşmesini ve kötü yazgılarına karşı savaşmalarını istiyordum.
Benim uğraşım, kitaplarımı yazmak, insanlarım ve halkım tehdit edildiğinde savaşmaktır. Hepsi bu.
Bilirsiniz ki;en zeki insanlar bile yanındakinden bir şişe fazla devirmekten şeref duyarlar.
Bazılarının, sadece normal olmak için ne büyük çaba sarf ettiğini kimse fark etmiyor.
Bir insan söyledikleri kadar söylemedikleri ile de insanlaşır.
Bir insanı sevmek, onunla birlikte yaşlanmaya razı olmaktır.
Bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir.
Bir yapıtın kalbinde, orası karanlık bile olsa sönmeyen bir güneş parlar.
Bir kalıp düşünceyi işlemek, bir incelik üzerinde durmaktan çok daha kolaydır. Benim için kalıp düşünceyi seçtiler: Ben de saçma oldum kaldım.
Bir yazarım. Ben değil kalemim düşünür, anımsar ya da kuşatır.
Bu dünyada en büyük suç, insanların taşıdıklarından kaçmak değilse nedir?
Bugün annem öldü, veya dün, tam hatırlamıyorum.
Bugün karım öldü fakat neyse ki masamın üstü beni oyalayacak bir sürü evrakla dolu.
Bütün büyük olayların, büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.
Büyük olmanın yolu da, deha gibi çalışma ve alınterinden geçer.
Çağdaş siyasi toplum, insanları mutsuzluğa düşürme makinesidir.
Dostlarım, şimdi ben size büyük bir şey söyleyeceğim. Sakın kıyametin kopmasını beklemeyin, o hergün kopmaktadır.
Dünya aydınlık olsaydı, sanat olmazdı.
Dünyada her kötülük, hemen her zaman cehaletten gelir.
Düşüncenin haline ağlamak boşunadır. Onun için çalışalım yeter.
Zamanımdan ayrılamayacağımı anlayınca, onunla birleşmeye karar verdim.
Yirminci yüzyılımız korku çağıdır. Diyeceksiniz ki korku bir bilim değildir, ama bu korkuda bilimin payı var.
Yazılan her şey yaşanamaz, ama insan bunu yapmayı deneyebilir.
Yazarlık sanatı korunması güç olan şu iki ödeve bağlı kalacaktır; bile bile yalan söylememek ve insanın insanı ezmesine karşı koymak.
Yazar, sanatını büyük yapan şu iki görevi yüklenmelidir; gerçeği ve özgürlüğü.
Yaşamanın tadını çıkarmaktan korkana aptal derim.
Yaşamak kendi başına bir değer yargısıdır. Nefes almak ise; yargılamaktır.
Yaşama umutsuzluğu yoksa yaşama aşkı da yoktur.
Yaratıcı olarak ölümün kendisine hayat verdim. Ölmeden önce yaptığım şey bu.
Yabancı saçmanın karşısındaki insanın çıplaklığını gösterir.
Ya zamanla birlikte yaşar ölürsün, ya daha yüce bir yaşam uğruna zamanın dışına çıkarsın.
Ya tüm çırpınmalarını aşan daha yüksek bir anlamı vardır bu dünyanın, ya da bu çırpınmalardan başka hiçbirşey gerçek değildir.
Tarih insanların, düşlerin en aydınlık olanlarını gerçekleştirmek için giriştikleri umutsuz bir çabadan başka bir şey değildir.
Şerefini bir yana bırakan inkılap, bu duygunun egemen olduğu kaynaklarına ihanet etmiş olur.
Sevmenin sınırı olamaz.
Sözün gelişi ‘dostlarım’ diyorum, dostum yok artık, sadece suç ortaklarım var. Onların da sayısı pek çoğaldı, bütün insanlar suç ortağım benim. En başta da siz geliyorsunuz. Kim yanımdaysa birinci odur.
Sanatçılar yaşamdan yanadırlar ölümden yana değil.
Sanatçı yalanla ve kötülükle uzlaşamaz.
Sanatçı tanımı gereği, bugün tarihi yapanların buyruğuna girmez.
Sanatçı başkalarının katlandığı acıları uyuşturmasın içinde.
Sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmamaya zorlar.
Sanat zorbalığa karşıdır.
Sanat hem bir coşma, hem de bir yadsıma işidir.
Sanat bence en büyük sayıda insanı ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.
Resmi tarih oldum olası büyük katillerin tarihidir. Kabil, Habil’i bugün öldürmüş değil, ama bugün Kabil, Habil’i akıl uğruna öldürüyor ve onur madalyası istiyor.
Politika ve sanat dünyanın düzensizlikleri karşısında başkaldırmanın iki ayrı yüzüdür.
Politika için yaratılmadım. Çünkü hasmın ölümünü istemekten ya da kabul etmekten acizim.
Polemik yüzünden çoğumuzun gözünü perdeler bürümüş, artık insanlar arasında değil bir gölgeler dünyasında yaşıyoruz.
Özgürlük gelecek umudu değildir. O, şu ‘an’adır ve insanlarla ve şu andaki dünyayla uyumludur.
Önümden gitme seni izleyemeyebilirim, arkamdan da gelme yol gösteremeyebilirim; yanımda yürü ve yalnızca dostum kal.
Ölüm korkusunu aşmadıkça insan için özgürlük yoktur. Ama intihar ile değil. Bu korkuyu aşmak için kendini bırkmamak gerekir. Hiç burukluk duymadan, korkmadan ölebilmeli.
Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir.
Ne Faust, ne Don Kişot birbirini yenmek için yaratılmamışlardır; ve sanat dünyaya kötülük etmek için icat edilmemiştir.
Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.
Mutluluk şansı olmasaydı, adaletin hali ne olurdu.
Merhamet faydasız olunca, insan ondan bıkar usanır.
Kötülük cehaletten gelir.
Korkunç bir bırakılmışlık duygusu. Dünyanın bütün varlıklarını göğsüme sarsam bile, kendimi hiçbir şeyden koruyamazdım.
Kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim.
Kelimeler torba gibidir, içine konan şeyin şeklini alır.
İnsanlarla uzun süre yaşayamıyorum. Sonsuzluğun payından bana biraz yalnızlık gerek.
İnsanlara boyun eğdirmek isteyenin kulağı sağırdır.
İnsanlar için en ideal düzen, onların mutlu olduğu düzendir.
İnsanın parası varsa çalışmak zorunda kalmaz. Böylece zamanı satın alır. Bu kalan zamanda da kendini mutlu edebilecek şeyleri yapar. Yani para mutluluğu satın alır.
İnsanın her gün yaptığı en iyi şey intihar etmemeye karar vermektir.
İnsanın eninde sonunda alışamayacağı bir düşünce yoktur.
İnsanı savunuyorum, çünkü düştüğünü gördüm.
İnsanı akıllı yapan tek şey nefrettir.
İnsan da, yaşam da saçmadır; boşunadır, rastgeledir, sağlam hiç bir şey yoktur; ama yine de yaşamak gerekir.
İnsan, kendi kendisinden saklamaya çalıştığı yanını sevmez.
İnsan, kendisine bir mânâ vermeye çalışan tek mahlûktur.
İnsan tümüyle suçlu değildir çünkü tarihi o başlatmadı, ama tümüyle suçsuz da değildir çünkü tarihi sürdürdü.
İnsan söyledikleriyle değil, söylemedikleriyle insanlaşır.
İnsan ne ise, o olmayı reddeden tek yaratıktır.
İnsan kendisi için gerçek ve mutlak olan mutluluğa yaşamı boyunca yalnız bir kez erişir ve geri kalan tüm yaşamını bu mutluluğa tekrar ulaşmaya adar.
İnsan hiçbir zaman tamamıyla mutsuz olmaz.
İnancın yere düşerse silahın da yere düşer.
Hürriyet, tarihin kaybolmayan tek değeridir.
Hiçbir şey, büyüklük kadar sade değildir; çünkü sade olmak, biraz da büyük olmaktır.
Hiçbir sanatçı gerçekten vazgeçmez.
Her şeye katlanabilirim, yeter ki içimde o yoğun ve coşkun yalımı duyayım.
Hepimiz öleceğimize göre, ne zaman ve nasıl olduğunun önemsizliği meydandadır.
Hayat bir şey değildir. İtinayla yaşayınız.
Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız.
Haklı olma ihtiyacı, sıradan insanlara özgüdür.
Gölgesiz güneş yoktur ve geceyi tanımak gerekir.
Gerçek umutsuzluk can çekişme, mezar ve uçurumdur.
Gençlik kolay mutluluklar için parlak bir çağdır.
Geleceğe yönelik gerçek cömertlik ,şu an mevcut olan herşeyden vazgeçmeyi içerir.
Geceler sonsuz değildir.
Felsefe, utanmazlığın çağdaş biçimidir.
Evrenimin gizi: İnsandaki ölümsüzlük isteğine kapılmadan Tanrı’yı düşlemek.
Evren insan için uyumsuzdur ve bilinemez.
Günü gününe kadınlar, günü gününe erdem ya da erdemsizlik, günü gününe, köpekler gibi, ama her gün sağlamca yerinde duran kendim. Böylece yaşamın yüzeyinde ilerliyordum, sözcükler içinde, hiçbir zaman gerçek içinde değil. Tam okunmamış o kitaplar, tam sevilmemiş o dostlar, tam gezilmemiş o kentler, tam sarılmamış o kadınar!
Eğer tanrı olmasaydı, bir insan aziz olabilir miydi; bu benim bugün bildiğim tek samimi problemdir.
Eğer bir ağa köleleri olmadan yapamıyorsa, ikisinden hangisi özgür bir insandır.
Vehbi Koç Sözleri
Mart 17th, 2011
admin -
Yatırım yapacaksan arsa al. Arsa altındır. Üstüne bina yaparsan gümüş olur. İçine de kiracı sokarsan teneke olur.
-
Geçmiş günün olayları ile uğraşacağına geleceği düşün.
-
Başarı başkalarının geçirdiği tecrübelerden yararlanmaktır.
-
Gençliğin yetişmesine hizmet bir insanlık ve vatan borcudur.
-
Sağlık her şeyin başıdır, o varsa her şey olabilir, yoksa hiçbir şey olmaz.
-
Bir bölge halkı gereğince eğitilmeden o bölgede kalkınmadan bahsedilemez.
-
Daima doğru olanı yapmaya gayret gösterdim. Aileme, memleketime ve yaşadığım çağa hizmet ettiğim inancıyla büyük bir huzur duyuyorum.
-
Din insanlar için büyük bir manevi güçtür. Dinsiz ulus olmaz. Ben dindar bir insanım. Ama din ile dünya işlerini birbirine karıştırmamak gereğine kesinlikle inanmışımdır.
-
Dindarlığım işlerimin ilerlemesine engel olmadı, bana büyük bir güç sağladı. Bazı işlerimde günlerce, aylarca, hatta yıllarca çalıştıktan sonra başarılı olamadım. Aklımın erdiği kadar uğraştım, başarılı olamadım. ‘Allah böyle istedi’ dedim ve rahat ettim.
-
Şahsi düşüncelere, kaprislere kapılarak beceriksiz, kabiliyetsiz adamları iş başına getirmeyiniz. Bütün şirketler kabiliyetli insanların omuzlarında yükselmektedir. Bugün çalıştığımız Ford, Siemens, General Electric gibi müesseseler en büyük misaldir.
-
İşler kötüye gittiği zaman moral bozuluyor. O zaman birdenbire herşeyi kapkara görüp, kötü düşüncelere saplanmamak gerekir. Doğru iseniz, azimli iseniz, her çareye başvurmanız ve hakkınızı aramanız gerekir, iş düzelir.
-
Ben varlıklı ve tanınmış bir çok kişinin itibar ve servetlerini kaybettiklerine tanık oldum. Lüks merakı, bol paralar harcanan şatafatlı yurtdışı gezileri, gereksiz borçlanmalar bu çöküşlerin başlıca sebepleriydi. Bu inançladır ki, gençlere çeşmenin suyunun her zaman gür akmayacağını hesaba katarak tedbirli olmalarını hatırlatmayı görev saymışımdır. Bana çok tutumlu hatta cimri diyenlere güler geçerim.
-
Eğitim sisteminin geliştirilmesi ve gerekli yatırımların yapılması Devletin işidir. Zaten herhangi bir bölgenin kalkınmasından sadece özel teşebüsün rolünden bahsedilemez. Ancak devletçe gerekli temel yatırımlar yapıldıktan sonra ve bunlara ilave olarak, özel teşebbüs müspet ve yapıcı bir rol oynayabilir.
-
Çocuklarına:) Bir gün beni kaçırmaya kalkarlarsa, bir kuruş fidye vermeyin!
-
Hayat üniversitesi diploma vermeyen bir üniversitedir. Her gün ders alınacak o kadar çok gelişmeler oluyor ki! Bunlardan hepimiz istifade etmeliyiz.
-
Benim Anayasam şudur: Devletim ve ülkem var oldukça ben de varım. Demokrasi varsa hepimiz varız. Memleketimizin ekonomisini kuvvetlendirmek için elimizden gelen bütün gayreti göstermeliyiz. Ekonomimiz güçlendikçe demokrasi daha iyi yerleşir, dünyadaki itibarımız artar.
-
Bugün Türk sanayinin dış pazarlarda karşılaştığı rekabet, iç pazardaki rekabetten çok daha zorludur. Dışa açılabilmek için; kalite, uygun fiyat ve devamlılık esastır. Hedeflerinizi seçerken gerçekçi olun. Önemli kararları tek başınıza vermeyin. İş arkadaşlarınıza danışın, tartışın ve karara beraberce ulaşın. Kendinize güvenin, yabancıların bizden daha akıllı olduklarını sanmayın. Onların gücü, metodlu çalışmaktan doğmaktadır. Siz de metodlu çalışmaya özen gösterin.
Ahmet Şerif Sözleri
Mart 17th, 2011
admin İnanç, görünmeyene inanmaktır, görünmeyene inanırsanız başkalarının görmediklerini görürsünüz.
İnsanın 2 seçenği vardır, ya bütün gün karanlığa küfredersiniz yada güneşe yürürsünüz.
Yıldızlara dokunamazsınız ama karanlık gecelerde onlar size yol gösterir.
Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin önemi yoktur.
Neye ihtiyacınız olduğu ne kadar zengin olduğunuzu gösterir.
Bedava peynir sadece fare kapanında olur.
Eğitim, belli bilgileri empoze etmek değildir, onun adı propagandadır. Eğitim, insanların hayalgücünü büyülemektir.Ya bizdeki bakanlığın adını değiştirmek lazım, yada yapılan şeyi değiştirmek lazım.
Fizikte bir kural vardır, birşey aynı anda 2 yerde bulunamaz. Beyniniz olumsuz düşüncelerle kaplıyken olumlu düşüncelere yer yoktur, olumlu düşüncelerle kaplıyken de olumsuz düşüncelere yer yoktur.
Hayatı 100m yarışı gibi gösterirler, sadece kazanan adamı gösterirler.100m Yarışında arkada 8 kişi vardır. Bunları hiç göstermezler, en öndeki adamı gösterirler.
Hayaller Tombulsa hedef oluyorlar. Tatmin Edici, Ortak, mantıklı, Belirgin, Ulaşılabilir, limitleri belirli.
Diyojen Sözleri
Mart 17th, 2011
admin Güpegündüz elinde lambayla dolaşırken kendisine ne yaptığını soranlara cevabı: Adam arıyorum, adam.
Neden iki kulağımıza karşılık bir dilimiz var? Çok dinleyelim az konuşalım diye.
Yeryüzünde en iyi şey nedir? diye sorduklarında, Hür olmak, diye cevap verdi
Büyük İskender Korinthos’ta “Bir dileğin var mı?” diye sorunca “Gölge etme, başka ihsan istemem” demiştir.
Bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: Ben bir serseriye yol vermem, der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: Ben veririm!
Bir gün sokak ortasında, “Adamlar! Adamlar! ” diye bağırmaya başlar. Halk etrafına toplanır. Diyojen, “Ben adamları çağırıyorum!” diye sopası ile onları kovar.
Büyük İskender Diyojen’i, birbiri üstüne yığılmış insan kemikleri içinden bir şey ararken görür ve ne yaptığını sorar. Diyojen, “Babanızın kemiklerini arıyorum, ama hangisinin kölelere, hangisinin babanıza ait olduğunu kestiremiyorum” der.
Bir eşkıya, fakir olduğu için ona hakaret eder. Diyojen eşkıyaya sadece, “Bir adama, fakir olduğu için hakaret edildiğini hayatımda hiç görmedim ama pek çok insanın hırsızlıklarından ötürü asıldıklarını gördüm” der.
Diyojen, yıkanmak için bir hamama gider. Görür ki hamam pislik içerisinde. Hamamcıya, “Yanılıp da bu hamama yıkanmaya gelenler, daha sonra temizlenmek için nereye giderler?” diye sorar.
Kendisini iyi döşenmiş bir eve götüren bir adam “Bir daha yerlere tükürmemesini” tembihlemeye kalkınca Diyojen derhal adamın yüzüne tükürür ve “Buradan daha kirli bir yer bulamadım” der.
Birisi, “Adam ne vakit evlenmeli?” diye sorduğunda, “Genç ise, henüz evlenme zamanı gelmemiştir. ihtiyar ise, vakti geçmiştir, ” der.
Dyojen’e bir adamın ne kadar akıllı olduğunun nasıl anlaşıldığını sordular. Yanıtı kısa oldu; “Konuşmasından” dedi. Bir soru daha sordular “Peki adam ya hiç konuşmazsa” Dyojen’in yanıtı bu kez şöyle oldu “ O kadar akıllı olanı henüz yok dünyada.
Çeşmeden avucu ile su içen bir çocuk görünce Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti, diye haykırıp su çanağını kırmıştır.
Arif Nihat Asya Sözleri
Mart 13th, 2011
admin İnanmak;basamakların çıkamadığı yere kanatlarınla tırmanmak.
Bir saçı okşamaz, bir alnı serinletmez, bir yelkeni şişirmez, bir eteği havalandırmazsın. Neyleyim senin gibi rüzgarı.
Isigi önüne al, yürü! Gölgen arkadan ister gelsin, ister gelmesin.
En büyük acı, acıtmaz olmuş zincirlerin acısıdır; köleliği kabul etmenin, başkaldırmaktan vazgeçmenin acısıdır.
Duvarda bir gedik açmaya bir taşın eskimesi yeter.
Gözler kalbin aynasıdır.Ama sen yine de gözüne kalbini sorma.
Düşünüyorum, o halde varım.” demiş Descartes ama Arif Nihat Asya ise “Hayır, yanlış.Düşünülüyorum, o halde varım.” demiştir.
Bu kitabın kaç dakikada okunduğunu bırak, kaç senede yazıldığını düşün.
Vazoyla saksının farkını sen söyleme, çiçeklerden sor.
Kalemini bir silah gibi değil, bir kaşık gibi tut yoksa aç kalırsın.Diyordu bir kitabında.
Sanatkâr halida gülü dikensiz yapmis..ayaklarin incinmesin diye.
Bir kusa yeten yuva iki kusa da yeter.
Billur en güzel kahkahasini kirilirken atti.
Tekerleri dört köse bir arabaya bindirdiler bizi, bir gidistir gidiyoruz.
Icimizden biri köprü olmaya razi olmazsa, kiyamete kadar bu suyun kiyilarini bekleriz.
O da bir gazi olmak istedi. Fakat ona anlatmak gerekti ki, Sehid olmayi göze almiyan gazi olamaz.
Kulun olarak dogmasaydim, kendiligimden gelir fahri kulun olurdum ALLAH’ im.
Yılmaz Güney Sözleri
Mart 13th, 2011
admin Bizim parasızlıktan kesemediğimiz sakalımız serseriye moda olmuş.
Bir Köpeğin Dostluğu , Bir Dostun Köpekliğinden İyidir.
Bir köle olarak yaşamaktansa özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir.
On yıl sustum artık bagırmak istiyorum!
Asıl hapishane insanın kafasında yarattığı hapishanedir.Hayatı sınırlayan hapishane odur ki,ilk fırsatta yıkılmalıdır. Dünyayı daha iyi kavrayabilmek için.
Ülkemden ayrılışım, özgür olmak, yaşamak istediğimden ötürü değil,özgürlük ve demokrasi kavgasına daha etkin ve aktif bir biçimde katilabilmek içindir.
Insanlari tas duvarlar, demir parmakliklar arasinda terbiye etmeyi, onlarin dusuncelerini onlemeyi dusunen anlayis yikilacaktir.
Arkadaşlar! Dışarı da bir şeyler oluyor farkında mısınız? Uykuda olanları sarsın, uyandırın. herkese söyleyin, yakında ışıklar kesilebilir. Karanlıkta ne yapacaksınız?
Dağlarımız,ovalarımız ve ırmaklarımız bizi bekliyor Biz bütün ömrümüzü gurbette geçirip Gurbet türküleri söylemek istemiyoruz, Biz yiğitlikleri ile destanlar yazmış bir halkız, Ve önümüzde duran bütün güçlükleri yenecek Aceme, kararlılığa ve koşullara sahibiz… Dost ve düşman herkes bilsin ki; Kazanacağız, Mutlaka KAZANACAĞIZ!
Sorunun esası şudur: Ya devrim yolunu seçeceğiz… ya da, bu düzenin baskılarına, haksızlıklarına boğun eğerek, şu ya da bu biçimde teslim olarak yaşamayı seçeceğiz. Bu çeşit bir seçiş, yok olmanın bir biçimidir.
A.F.Y Sözleri
Mart 13th, 2011
admin Sevgin nefrete dönüşmesin, sana ancak yük olur.
Yeterli insan sükut eder, yetersiz olan ispata çalışır.
Yaşam kabullenmektir.
Kullanmayı düşünen, kullanılacağını unutmasın.
Marifetin zekâtı, marifeti oluşturmaktır.
Ahmak konumuna düşmemek için yorum yapmayın.
Kadın insansı ile insan arasında köprüdür.
Yöneldiğin mahallin her boyutta senin perdelerini kaldırabilecek vasıfta olması gerekir.
Çileyi bilerek çekmek daha faziletlidir. İbadeti bilerek yapma da.
Sadece insanın günahları affedebilme gücü vardır.
Sevgi insansıda bedenselliği, insanda kemalâtı oluşturur.
İsimlerin batıni manasını bilmek, zahirini yaşama anlamına gelmez.
İspat, izafi varlığın bir göstergesidir.
Tartışma, algılamaya mani olan beşeri bir duygudur.
Cennetin ahmakla dolu oluşu, vehmin nur boyutunda kalkmadığının delilidir.
Huşu namaza, haşyet ilme aittir.
Allah’ın dışında kimseye borç verme..
Vehimle kazanan, vehimle kaybeder.
Vicdan sahibi kısık seslidir.
Tepe tepe kullanan, ancak beşeri seyirde olandır.
Yokluk, varlığın aynasıdır.
Teşbih yönü olmayan tevhid görüşü, tanrısallığa uzanan bir yoldur.
Beşeriyet tanrısallığa uzanan bir yoldur. İbadetinin ne olduğunu söylemeye gerek var mı?.
Lokman Hekim Sözleri
Mart 13th, 2011
admin OğuLcuğum! Konuştuğum İçin Pişman OLmuşumdur Ama Sustuğum İçin AsLa Pişman OLmadım.
badet esnasında yahut günah işlemek arzusu anlarında kalbini vesveseden koru, Müdaafasına kalkışma, hislerini hayra yönelt.
Yemek, içmekte boğazına zarar verecek şeylerden koru.
Başkalarının evlerinde olduğun zaman gözlerini evlerindeki eşyalardan kapat, Kapı pencereden sakın Çünkü bu, kötü hisleri hane halkında veya sende uyarır, önüne geçemezsin.
Zikir ve duadan bir an olsun bile gafil kalma Aksi takdirde etrafımızda dolaşan habis ruhlara mahkum olursun.
Ölümü hiçbir an unutma Ve ondan korkma Hayırlılar için ölüm üstün mükafattır Öyle ise ölüme hazırlan.
Arkadaşlarına yapmış olduğun iyilikleri unut Onlardan teşekkür bekleme Mükafatı Allah?tan bekle Emellerini O?nun ihsanına bağla.
Başkalarının sana yaptıkları fenalıkları unut Amma senin onlara yaptığın fenalıkları asla unutma Onu tekrar iyilik yapmakla bertaraf etmeye çalış 1 Ey oğulcağızım,ciğerparem!Allah’ı tanı,ona hiçbir şeyi ortak koşma.
Bir cemaatta bulunduğun zaman dilini faydasız söz söylemekten sakındır Çünkü dil insanı ipe götürür.
Başkasına nasihat vermeden önce kendin o tavsiye edeceğin şeyi önce kendin yap1 Kendi ölçüne göre söz söyle2 Herkesin hakkına riayet et.
Sırrını sakla.
Dostunu iyilik veya kötülük zamanında sına.
Ahmak cahil kimseden uzak dur.
Aklı başında bilgin dostu tercih et.
Hayırlı işler uğrunda gayret sarf etmekten geri durma.
Bir tedbir alacağın zaman ahlak ve bilgi sahibi kimseye akıl danış.
Delil ve ispatını hazırladıktan sonra söz söyle.
Gençlik zamanını ganimet bil.
Gençlik zamanında iki cihana ait işlerin dürüst olsun.
Dostlarına ve ahbaplarına saygı ile ikram göster.
İyi bir üstadı baba yerinde tut.
Masraflarını gelirlerine göre ayarla.
Her işte ortalama davran.
Cömertliği adet et.
Misafire ne hizmet gerekirse yap.
birinin evine misafir gittiğinde gözünü ve dilini sıkı tut,etrafa göz gezdirmekten ve gevezelikten sakın.
Herkesle hoş geçin.
Çocuklarının talim ve terbiyesine dikkat et.
Vücudunu ve üstünü başını temiz tut.
Herkese kendi ölçüsüne göre muamelede bulun.
Az yemeyi,az uykuyu ,az konuşmayı kendine adet et.
Kendin için hoş görmediğin şeyi başkalarına reva görme.
Yapacağın işleri bilerek ve düşünerek yap.
Bilmediğin şeyde ustalık taslama.
Kadına ve çocuğa sır söyleme.
Başkalarının refah ve saadetlerine göz dikme.
Hiçbir şeye karşı kayıtsız davranma.
Yarım kalmış birisi olmuş sayma.
Senden büyüklerle şakalaşma.
Sana ihtiyaç arz eden kimseyi kırma.
Eski münakaşaları anma.
Başkasının menfaatine ortaklık etme.
Malını dosta düşmana teşhir etme(gösteriş yapma).
Akrabalarınla ilişkilerini kesme,onlara yakınlık göster.
İyi kimselerin aleyhinde söz söyleme.
Halkın ittifakla üzerinde durduğu şeye sende uygunluk göster.
Kendini beğenme.
Parmaklarını ağzına burnuna sürüştürme.
Herkesin yanında dişlerini ayıklama.
Ağzını burnunu sessiz temizle .
Bir kimseye karşı üstünlük taslayarak çalım satma.
Konuşurken sözlerine alay ve şaka cinsinden güldürücü laflar karıştırma.
Bir kimseyi başkasının yanında mahcup düşürme.
Kaş göz işareti ile şunu bunu yere serecek veya küçük düşürecek hareketlerde bulunma.
Gülünç söz söylemekten çekin.
Kendini kadınlar gibi süsleme.
Başkasının yanında kendini veya ailenden birini methetme.
Çocukların keyfine uyma.
Diline sahip ol.
Herkese karşı saygılı davran.
Kötü kimselerle arkadaş olma.
Kavga ve gürültüden uzak dur.
Kuvvetini denemeye çalışma.
İyiliği tecrübe edilmiş insanlar hakkında suizanda bulunma.
Kendi ekmeğini başkaların sofrasında yeme.
Acele iş görme.
Dünya işleri için kendini fazla üzme.
Seni tanımak istemeyen kişiyi sen tanı.
Öfkelendiğin zaman sözünü tutarak söyle.
Bir kimse konuşurken araya laf karıştırma.
Güneş doğacağı vakitlerde uyuma.
Sağa sola bakma daima önüne bak.
Misafir yanında bir kimseyi azarla.
Misafire iş buyurma.
İşsiz güçsüz serseri adamların yanında oturma.
Kar ve ziyan kaygısıyla kimseye yüz suyu dökme.
Hem fodul,hem kibirli olmaktan sakın.
Kendin küçük düşürüp horlatacak dereceye varmamak şartıyla herkese karşı nezaketle muamele et.
Tevazudan ayrılma(Alçak gönüllü ol) .
Ömrün boyunca Allah’a ihlas ile yönel ve ona güven.
Oğlum dostları bir şeyini reddetme.
Sabrın başlangıcı zor , sonu tatlıdır.
Adalet öyle bir binadır ki,asla viran olmaz.
Doğru konuş fakat sert olmasın.
Çok yeme, sıcak yeme ,çiğ yeme.
Yemeğe tok, ilme aç ol.
Halka yakın ol,doğru konuş.
Şüphe seni kimse ile dost etmez.
Düşman daima düşmandır.
Mal biriktirenle ilmi saklayan bu dünyaya hasret gider.
Ekmekle tuz ikram edenin bile iyiliğini unutma ,hakkında dua et.
Sorulmadan hiçbir şeye karışma.
Fesatçılarla yaşayanların huyları onlara da geçer.
Acele etmek sabra mani olur;muradına erişemezsin.
Nankörlere yakın durma,iyilik ve öğütlerin kaybolur.
İyilikte dost düşman ayırma.
Susmak selamet kapısını açan tek anahtardır.
Güzellik,huy fenalığını ve cehaletini gidermez.
Cömert ol ki,itibarın artsın İnsanı yükselten akıldır .
Şükür nimeti bereketlendirir.
İdaresi az mal israf edilen maldan iyidir;çünkü idare edilen mal çoğalır,israf edilen mal azalır.
Başkasına akıl vereceğine kendi malını kaybetme.
Küçüğünü hor görme;küçüklük ancak Allah huzurunda belli olur.
Halk sende olmayanla seni överse aldanma.
Doğru da olsa yemin etme.
İyilik dost kazandırır .
Sabır murada ,kanaat zenginliğe götürür.
Olgun insanın miheng taşı akıl danışmak,güler yüz ,nefse hakimiyet ,acıya katlanmaktır.
Yürüyüşün kararlı olsun.
Bağırıp çağırma seslerin en kötüsüdür.
Allah ile ölüm hatırdan çıkmamalı.
Elde edilen hikmeti sözler,balın peteğine taşınan çiçek özleri gibidirler Yüzlerce olsalar da süzüle süzüle ikiye inerler Bunlar ,çekilen cefa ve yapılan iyiliğin unutulmamasıdır.
Hekimler ahmaklığa deva bulamazlar.
Büyüğü olmayan kimse başını taşa vurur.
Balta bedeni,acı söz canı yaralar.
Servet düşmanlığı insana ıstırap verir.
Sus ve düşün ;dil belasından kurtulmanın devası bunlardır.
Büyüklere karşı ne diren ,ne de karşı gel.
İnsanın vefakar malı ahiret için biriktirdiğidir El için toplanan ,miras bırakılan lakin ahirette hesabı verilen mal vefakar mal değildir.
Seni anlamayanlara uğrama.
Dost edineceğin insanı önce kızdır,yaptıklarını incele ve kararını öyle ver.
Gündüzleri hiç ,geceleri az uyu.
Oburluk ve iştahsızlık bedenin baş düşmanıdır.
Yemekten sonra yürümek gereklidir.
Ayağını sıcak,başını serin tut.
Devlet adamını ve hanımını sırdaş edinme.
Alçak adama borçlanma.
Sağlık için;çiğ yeme, sıcak yeme , çok yeme.
Günahın zerresinden bile kaçGazaba uğrayacakmışsın gibi Allah’tan kork Lakin ümidin korkundan fazla olsun.
En iyi nimet iyi huylu olmaktır.
Sözüne sadık ol.
Akranınla sohbet et.
Herkese yumuşak ol.
Geçmişte seninle düşmanlığı olmuş kimseye güvenme.
Dosdoğru ol.
Başına gelene sabret.
İyi kişilerle arkadaş ol.
Dilini küfür sözlerden koru.
Sadakayı terk etme,zekatı men etme.
Şeyh Şamil Sözleri
Mart 13th, 2011
admin Sonunu düşünen kahraman olamaz.
Arkadaşını affet; affettiğini hatırlama ve hatırlatma!
Söyleyin O Rus Çar’ına; başında bulunduğum bu kahramanların kalplerinde kökleşen zafer imanı,kökünden kazınmadıkça; en genç muhariplerimle, en ihtiyar naiplerime kadar tek kurşunları ve tek kolları kalıncaya kadar bu mübarek vatanı, son dağına,son köyüne ve en son kaya parçasına kadar karış karış müdafaa etmekten beni hiçbir kuvvet men edemeyecektir. Bu uğurda bütün evlad ve ailemi kılıçtan geçirseniz, en son müridimi yok etseniz tek başıma ve son nefesime kadar; sizinle yine döğüşeceğim. Son cevabım budur!
David Hume Sözleri
Mart 13th, 2011
admin Tanrı kötülüğü istiyor da gücü mü yetmiyor; öyleyse o güçsüzdür.
Yoksa gücü yetiyor da önlemek mi istemiyor; o hâlde o kötü niyetlidir.
Eğer Tanrı hem güçlü hem de kötülüğü ortadan kaldırmak niyetinde ise bunca kötülük nasıl oldu da var oldu.
Hiçbir Şey İnsanın Hayal Gücü Kadar Özgür Degildir.
Özgürlükler Genellikle Aniden Degil Yavaş Yavaş Yitirilir.
Sana nasıl davranmalarını istersen, sen de başkalarına öyle davran. Fakat, ilk iyi davranışı sen yap.
İnsan akıllı bir yaratıktır; böyle olduğu için de uygun gıdasını bilimden alır; fakat insanın bilgisinin alanı öylesine dardır ki, bilimden aldığı besinlerden ancak çok az bir kısmı için ümitlenilebilir.
İnsan Dogası Geregi Elimizdeki Yegane Bilimdir. Yinede Bugüne Kadar En Fazla İhmal Edilmiş Olnadır.
Bu Dünyada Çogunlugun Küçük Bir Azınlık Tarafından Yönetilmesinden Daha Garip Bir Şey Yoktur.
Din Hakkında Düşünceler Doga Da Tasarlanarak Degil, Yaşamdaki Olaylar Sonucunda Ortaya Çıkan Endişeden, İnsan Aklındaki Sürekli Ümitten Ve Korkudan Dogdu.
Beyindeki Küçük Çalkalanmaları Düşünce diye Nitelendirmek Ne Tuhaf Bir Ayrıcalıktır.
En Büyük Rakam Hangisidir? Bir.
Dindeki Hatalar Tehlikeli, Felsefedeki Hatalarsa Sadece Gülünçtür.
Eşyanın Güzelligi Onu görenin Zihnindedir
Ali Şeriati Sözleri
Mart 13th, 2011
admin Ben herkesi rahatlatmak için gelmedim, ben rahatları rahatsız etmek için geldim.
Kim daha fazla insan ise, daha fazla dertli olur.
Hüzün, yok olanın eksikliğinden, üzüntü ise varolanın eksikliğinden kaynaklanır.
Bir ruhun kemal derecesi, yaşamaktan duyduğu sıkıntının derecesiyle doğru orantılıdır.
Son, olması gerekenin ve olmayanın yakın sınırından ibarettir.
Evet, daha fazla insan olan kimse, insanın, yarısı itibariyle ortaklığının bulunduğu doğayla arasında daha fazla aralık ve uyumsuzluk olan kimse demektir.
Nazım Hikmet Sözleri
Mart 7th, 2011
admin · Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman.Sonra resmen kapandı O fasıl,Şimdi üçüncüden bahsediyor,Amerikan doları fakat gün ışıdı herşeye rağmen.
·
· Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü Dünya.
·
· Şimdi on yaşına bastı.Ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar.
·
· Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde.
·
· Pamuk gibiydi bembeyazdı ekmek.
·
· Ve gayrisi mesela benim on sene yatmam Laf-ı güzaftır.
·
· Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala.
·
· Yoldaşlar, nasib olmazsa görmek o günü, Ölürsem kurtuluştan önce yani, alıp götürün
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni.
·
· Pişman değilim! Sadece dön bak arkana; ne için, nelerden vazgeçtin? Neler dururken, sen neyi seçtin.
·
· Benim gönlüm bir kartaldır.
·
· Ne ben sana kızarım, Ne de zatın zahmet edip bana küssün. Artık seninle biz, Düşman bile değiliz.
·
· Her gelen sevmez ve hiçbir seven gitmez unutma. Bil ki; Giden dönüyorsa sevdiğinden değil, kaybettiğindendir aslında!
·
· Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması. ‘Ben’ deyip susması, ‘Sen’ deyip ağlamaklı kalması.
· Hapşurduğumda; çok yaşa, iyi yaşa yerine benimle yaşa deseydi keşke. Bende; sende gör değilde, emrin olur deseydim sessizce.
·
· Kelebek misalidir aşk; Anlamayana ömrü günlük, Anlayana bir ömürlük!
· Evet.. Belki umudum kalmadı geleceğimden; ama asla pişman değilim geçmişimden.
· Aşk, bazen gitmekle kalmak arasında verdiğin en büyük savaştır. Sevmeyenin aklı, gerçekten sevenin kalbi kazanır bu savaşı.
· kimselere anlatamadım ..kendime bile ..ola ki ağzımdan kaçırır, bir daha tutamam seni.
· Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, şiirler yazdın. Peki o ne yaptı ? deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.
· Bence Sen De Şimdi Herkes Gibisin.
· İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman.
· Gökyüzünü başımın üstünde görmek bana yasak.
· En fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı.
· İnsanların kanatları yok,insanların kanatları yüreklerinde.
· Mesele esir düşmekte değil,teslim olmamakta bütün mesele.
· Sen yanmasan,ben yanmasam,biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?
· Ölüm kendinden önce bana yalnızlığını yolladı.
· Geçtim putların ormanından baltalayarak, ne de kolay yıkılıyorlardı.
· içimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti.
· Dörtnala gelip Uzak Asya’dan Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim.
· Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da,hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
· Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen kimse,saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır.
· Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı,ya da ölüm inecek yeryüzüne.
· Arkadaşlık ağaca benzer,kurudu mu bir daha yeşermez.
· Dost uğrunda ölmek kolay, fakat uğrunda ölünecek dostu bulmak zordur.
· İnsαn birisiyle yαşlαnmαlı, Birisi yüzünden değil!
· Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.
· Düşmana inat birgün daha fazla yaşayacaksın.
· Cebimde yoktu ! Yüreğimden verdim.
· Kim bilir.. Masalınızın kahramanı, başka bir hikayenin figüranı olmaya gitmiştir belki de.
· Benim kelime hazinem çok geniştir, derdim. Senin bir kelimene yetemedim ; Git, ne demekti sevgilim ?
· Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması. Ne kötüdür ona an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması !
· Sen benim sarhoşluğumsun, ne ayıldım, ne ayılabilirim, ne ayılmak isterim!
· Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin. Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için.
· Gerçek şair kendi aşkı,kendi mutluluğu ve acısıyla uğraşmaz.Şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır.
· Ben Türk dillinin Şairiyim. Hayatımı buna adadım.
· Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine.Onlar ki; toprakta karınca,su da balık, havada kuş kadar çokturlar.Korkak,cesur,cahil ve çocukturlar.
· Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,bitti artık hepsi.
· Serçe gibisin kardeşim.
· Giderayak işlerim var bitirilecek,giderayak.
· Kararmasın yeter ki;Sol memenin altındaki cevahir!
· Bilmezden gelişim, aptala yatışım kaybetme korkumdan değil; karşımdakilerin yalan söyleme potansiyellerine olan merakımdandır.
· Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani, Öylece gibi de görünüyor, Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni, ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa, taş maş da istemez hani.
· Matematik, sibernetik, fizik, müzik, tüm bunlar, eninde sonunda, sadece, insanlar şiir okumayı öğrensinler ve anlasınlar diye gereklidir.
· Ne ben Sezarım, Ne de sen Brütüssün.Ne ben sana kızarım ne de zatın zahmet edip bana küssün.Artık seninle biz,düşman bile değiliz .
· Vatan çiftliklerinizse,kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,ben vatan hainiyim.
· Benim idealimdeki rejim olsa, ben de seni astırırdım. Sonra da darağacının altına oturup hüngür hüngür ağlardım! (Necip Fazıl’ın ‘Benim idealimdeki rejim olsa seni astırır, sonra da mezarını türbe yaptırırdım’ sözüne cevaben)
· 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali.Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.”Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz,dedi Hikmet.
· Memleketimi seviyorum:Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.
· Memleketim:Bedreddin,Sinan,Yunus Emre ve Sakarya,kurşun kubbeler ve fabrika bacaları benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.
· Topraktan öğrenip kitapsız bilendir.Hoca Nasreddin gibi ağlayan,Bayburtlu Zihni gibi gülendir.Ferhad’dır.Kerem’dir.Ve Keloğlan’dır.
· Tavşan korktuğu için kaçmaz,Kaçtığı için korkar.
· Antepliler silâhşor olur,uçan turnayı gözünden,kaçan tavşanı ard ayağından vururlar.
· Bu göl İznik gölüdür.Durgundur.Karanlıktır.Derindir.Bir kuyu suyu gibi içindedir dağların.
· Yağmur yağıyordu boyuna.Sözü onlar alıp dediler ona :”Daha pazar kurulmadı kurulacak.Esen rüzgâr durulmadı durulacak.Boynu daha vurulmadı vurulacak.
· İki şey var ancak ölümle unutulur,anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü.
· Şair başarılı olmak için,yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır.
· Nabzını boşlukta sayan bir gece.
Osho Sözleri
Mart 7th, 2011
admin Hayat küçük şeylerden oluşur. Eğer sen seversen büyük olurlar.
Zekâ elde edilen bir şey değildir, o doğuştandır, o öze aittir, o hayatın yapıtaşıdır.
Basit olan ego için cazip değildir, basit olan egonun ölümü demektir.
Birisinin hatası için kendini cezalandırmak aptalcadır.
Kendi deneyimine dayalı olmayan her şeyi sadece bir varsayım olarak kabul et.
Dünya bir gök kuşağı, zihin bir prizma ve varlık ise beyaz bir ışındır.
Ego bir buzdağıdır. Onu erit. Onu derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel.
Sev ve daha derinden sev. Acı çek ve daha derinden acı çek. Tümüyle sev ve tümüyle acı çek. Çünkü saf olmayan altın, bu yolla ateşten geçerek saf altına dönüşür.
Unutma, kafa bir köle olarak çok güzel bir köledir. Çok işine yarar. Ama bir sahip olarak tehlikelidir ve bütün hayatını zehirler.
Gerçek disipline sahip bir adam asla biriktirmez; her an öğrendiği şeyin öldüğünü hisseder ve tekrar cahil olur. Bu cahillik ışık saçar.
Hiçbir şeyi ayıplama. Aksine, onu kullan. Herhangi bir şeye karşı olma. Nasıl kullanılabileceğinin ve dönüştürülebileceğinin yollarını ara.
Zeki bir insan risk alır. O alttan alacağına ölmeye razıdır. Elbette gereksiz şeyler için kavga etmeyecektir, o öze ilişkin olmayan şeyler için kavga etmeyecektir ancak esas şeyler söz konusu olduğunda boyun eğmeyecektir.
İnsan anlamaya çalışacağına baskı kurar, ilişki kuracağına manipüle eder çünkü birisiyle ilişki kurmak büyük bir anlayış gerektirir.
Ve sana söylüyorum; gidecek hiçbir yol yok. Her şey bu anda. Bütün varoluş, bu anda toplanmıştır. Bu anın içine sığar. Bütün varoluş, yaşadığın anda akmaktadır. Hepsi bu.
Yaratıcılık varoluştaki en büyük isyandır. Eğer yaratmak istiyorsan, bütün şartlanmalardan kurtulmak zorundasın. Aksi halde yaratıcılığın kopya çekmekten başka bir işe yaramaz.
Geçmiş insanda bir bölünme yarattı. Her insanın içinde sürekli devam eden bir sivil savaş vardır. Eğer huzurlu hissetmiyorsan, bunun sebebi kişisel değildir. Hastalık toplumsaldır.
Ego toplumun yaratmış olduğu ve senin bu sayede oyuncakla oynamaya devam edebildiğin ve asla gerçek şeyi sormadığın bir kandırmacadır.
Sakın unutma, ne zaman karşına bir seçenek çıksa, bilinmeyeni, riskli olan, tehlikeli ve güvencesiz olanı seç. Hiçbir zaman zarara uğramazsın.
Hayat öylesine bir gizemdir ki onu kimse anlayamaz ve kim onu anladığını iddia ederse o sadece cahildir. O ne dediğini bilmiyordur, o ne saçmaladığını bilmiyordur. Eğer sen bilge isen anlayacağın ilk şey şudur: Hayat anlaşılamaz.
İnsanın yeryüzündeki en zayıf hayvan olduğu kabul edilmek zorundadır. Ve onun bütün davranışlarının, bütün aidiyetlerinin, gruplaşmalarının temeli budur. O kendisinden daha büyük bir şeyin parçası olmak zorundadır; ancak o zaman kendisini güvende hisseder.
Bugün, mevcut olan her şeydir; şimdi senin var olduğun, her zaman var olacağın yegâne zamandır. Yaşamak istersen ya şimdi olacaktır ya da asla olmayacaktır.
Topluma mutlak şekilde teslim olmak, bütünüyle onun esiri olmak gerekir. Toplum ancak o zaman yalnızca kölelere, ruhsal olarak intihar etmiş kimselere saygı duyar.
Hayatın hedefi özgürlüktür. Özgürlük olmadan hayatın anlamı yoktur. Özgürlük politik, sosyal ya da ekonomik özgürlük anlamına gelmez. Özgürlük zamandan, zihinden, arzudan özgür olmaktır. Zihnin varolmadığı anda evrenle bir olursun; evren kadar sınırsız ol.
Zihin tıpkı kalabalık gibidir; düşünceler bireylerdir. Ve düşünceler sürekli orada oldukları için sürecin maddi olduğunu düşünüyorsun. Her bir düşünceyi bırak ve en sonunda hiçbir şey kalmaz. Zihin diye bir şey yoktur, sadece düşünce vardır.
Toplumun stratejisi sizi birbirine düşman iki kampa bölmektir. İçinde hem Yunanların Zorbası, hem Buda’nın Gautama’sı yaşar. Biri maddiyatçıdır, diğeri tinselliğe önem verir. Gerçeklikte bölünmüş değilsin. Gerçeklikte sen ahenk içerisindeki bir bütünsün. Ama bir bütün olmadığını düşünmeye şartlandırılmışsındır. Ve eğer tinsel bir varlık olmak istersen, bedeninle savaşman gerektiği öğretilmiştir. Bedenini fethetmek, onu yenmek, yok etmek… Mümkün olan her yöntemle ona işkence etmen gerekir.
Ben senin hem Zorba hem de Gautama olmanı isterim, ama aynı anda. Birinden birini seçmen gerekmez. Zorba dünyayı temsil eder; tüm çiçekleri, yeşillikleri, dağları, ırmakları ve okyanuslarıyla… Buda ise gökyüzünü temsil eder; tüm yıldızları, bulutları ve gökkuşaklarıyla… Dünya olmadığında gökyüzünün bir anlamı olmaz. Gökyüzü dünya olmadan gülemez. Gökyüzü olmadığında dünya ölü olur. İkisini bir araya getirin, orada varlığın dansı başlar. Dünya ve gökyüzü birlikte dans eder, ve orada bir kahkaha oluşur. Neşe vardır, kutlama vardır.
Bazen gökyüzünde siyah bulutlar olur;gökyüzü bu siyah bulutlar yüzünden değişmez.Ve bazen beyaz bulutlarda olur ve gökyüzü bu beyaz bulutlar yüzünden de değişmez.Bulutlar gelirler ve giderler gökyüzü baki kalır.Sen gökyüzüsün ve düşüncelerde bulutlardır.Eğer düşüncelerini titizlikle izlersen,eğer onları kaçırmazsan,eğer onlara doğrudan bakarsan ilk şey bunu anlamak olacaktır ve bu çok büyük bir anlayıştır.Bu senin aydınlanmanın başlangıcıdır.Artık sen uykuda değilsin,artık gelip giden bulutlarla özdeş değilsin,artık sonsuza dek baki kalacağını biliyorsun.tüm kaygı yok olur.
Aşk öyle derin bir ihtiyaçtır ki onsuz yaşayamazsınız;ya kendisi ya da yedeğini ararsınız.Yedek sahte olabilir ama en azından bir süreliğine aşık olduğunuz hissine kapılabilirsin.Sahtesi bile keyiflidir.Eninde sonunda sahte olduğunun farkına varırsın;o zaman sahte aşkı gerçeğine dönüştüremezsin o zaman sevgili değiştirirsin.İki olasılık var;bu aşkın sahte olduğunu anladığında kendini değiştirebilirsin,sahte aşkı bırakıp gerçek bir aşığa dönüşebilirsin.Diğer olasılık ise sevgilini değiştirmektir.Aklın seçtiği yol budur.
İnsanlar tekrar tekrar mutsuzluklarını anlatıp duruyorlar.Hatta abartıyorlar bile,süslüyorlar,büyütüyorlar.Olduğundan daha kötüymüş gibi gösteriyorlar.Neden? Riske atacak hiçbir şeyin yok.Ama insanlar bilinene tanıdık olana yapışıp kalıyorlar.Tek bildikleri mutsuzluk bu onların hayatı.Kaybedecek bir şey yok ama kaybetmekten de çok korkuyorlar.
Özdemir Asaf Sözleri
Mart 7th, 2011
admin -
·
· Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. Bu yılan doğadaki yılandır, toplumdaki değil. Yanlış anlaşılıyor.·
· Dost gerçekleri.. Düşman işine geleni.. Deli ağzına geleni.. Aşık içinden geçeni söylermiş.
·
· Kendi bahçesinde dal olamayanın biri, Girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor.
·
· Evlilik, iki kişilik yalnızlıktır.
·
· İki yüzlünün dilinde tat, kalbinde ise fesat gizlidir.
·
· Özgürlüğü elinden alınan çocuğa büyük derler.
·
· İnsanlar gelmeleriyle boşluk dolduranları severler, gitmeleriyle boşluk yaratanlara aşık olurlar.
·
· İnsanın zamanı varsa, herşeyin gelmesini beklemeye mecburdur. Her şeyi varsa eğer; Zamanın geçemesini beklemeye mahkumdur.
·
· Ne zaman imkansızı seversen, işte o zaman gerçek seversin.
·
· Sustuğunu bilen olgundur, bildiğini susan değil.
·
· Bir seni görsün istiyorsan gözüm, bir beni görmeli gözün.
·
· Ağzında yalan varken konuşma!
·
· Herkes fazlasıyla sevmiş, Ben eksikleriyle de sevdim oysa.
·
· İnsan mı paraya bağlı, para mı insana bağlı ? Bu, insana bağlı.
·
· Ne para istiyorum ne de pul. Tek bir istediğim var, o da yalansız bir kul.
·
· insanı bedenen ameliyat etmek için bayıltmak gerekir,ruhen ameliyat etmek için se ayıltmak.
·
· Kolay mıdır bir anda herşeyden vazgeçip gitmek, Yoksa herşeye rağmen gitmekten vazgeçip sevmek mi gerek ?
·
· Unutsun beni demişsin, bu bana imkansız geliyor. Çünkü unutmam için önce seni hatırlamam gerekiyor.
·
· Yanına kadar koştuktan sonra, Bir adım daha atamayacaksan eğer; Oraya kadar sakın koşma. Sana değil, bekleyene yazık olur.
·
· Şu hayvan o kadar vahşî ki.. Onun üstesinden ancak insan gelebilir.
·
· sen bana bakma ben senin baktıgın yerde olurum.
·
· İki tür nokta var ; biri önüne ve ardına bakar , biri ardına bakmaz ardını noktalar.
·
· Gelmesen önemli değil, gelsen önemli olurdu!.. Gelmemen büyük yalnızlığımı doldurdu.
·
· Sevilenin yanlışı görünmez, sevilmeyenin görüntüsü yanlıştır.
·
· Her seven sevilenin boy aynasıdır. Sevmek sevilenin o aynaya bakmasıdır.
·
· Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş, Sersem. Beni seni beklerken ölmem ki. Beklersem.
·
· Yaşamak için bırakılmış bir yön baktım, yoktu: Ben direnmek için elimden gelin yaptım.
·
· Solan renkleri boyamakta o boyasız boyacı.
·
· Güçlü olmanın türlü yolları vardır, dürüst olmanın bir tek.
·
· Ben sevmekten hiç borçlu çıkmadım.
·
· Bir kelimeye bin anlam yüklediğim zaman sana sesleneceğim.
·
· Dünüyle ünlü insanlar bugün gün yüzü görmezler.
·
· Gelecekse beklenen, beklemek güzeldir. Özleyecekse özlenen, özlemek güzeldir. Ve sevecekse sevilen; O hayat herşeye bedeldir.
·
· Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.
·
· Sevmeyi Bilmiyosan Kullanma O İki Kelimeyi ! “Yani Ne Sen Kirlet Ağzını O Sözle. Ne de O Söz Ağlasın Kimin Eline Düştüm Diye.
·
· Anı bahçelerinde üşümek sıcaktı.
·
· Ölüm; ben seni utanç ile titrerken gördüm.
·
· Beni öyle bir yalana inandır ki ömrümce sürsün doğruluğu.
·
· Gerçek değer; gelmesi boşluk dolduran değil gitmesi boşluk yaratan.
·
· Yolun geleceğini çizdim, geçmiş gibi.
·
· Açlık insanı öldüren, partileri yaşatan bir olaydır.
·
· Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler .
·
· Bir sevgiyi anlamak, bir yaşam harcamaktır… Harcayacaksın!
·
· Bugüne en uzak gün, dün.
·
· Benimle ömür geçer mi ki dedim. Senle geçirmeye ömür yeter mi ? dedi. İşte bu bana bir ömür yetti.
·
· Bir kez geçer, bir insan bir karşı’ya, Ondan sonra artık herşey karşı’dır.
·
· İnsan parasını kaybedince fakir, özgürlüğünü kaybedince esir, aşkını kaybedince şair olurmuş.
·
· Seni bulmaktan önce aramak isterim. Seni sevmekten önce anlamak isterim. Seni bir yaşam bitirmek değil de, Sana hep hep yeniden başlamak isterim.
·
· Bir insan treni kaçırırsa başka bir tren gelir onu alır. Bir ulus treni kaçırırsa başka bir ulus gelir onu alır.
·
· Dün sabaha karşı kendimle konuştum. Ben hep kendime çıkan bir yokuştum. Yokuşun başında bir düşman vardı. Onu vurmaya gittim ve kendimle vuruştum.
·
· Her korkan kaçmaz. Ama her kaçan, korkaktır.
Orhan Pamuk Sözleri
Mart 6th, 2011
admin 
